Behzat Ç. ve Diğerleri

31 Ekim 2011 Pazartesi

Geçtiğimiz haftayı film izleyerek geçirdim diyebilirim. Dün de Behzat Ç.yi izleyerek haftayı süper bir şekilde sonlandırdım. Aşağıda filmler hakkında kısaca yorumlarımı yazıyorum.


Behzat Ç.Seni Kalbime Gömdüm. (2011)
Çok özlemişim Behzat Ç.ve ekibini, benim için bir nevi özlem gidermeydi. Bilenler bilir bu film Emrah Serbes'in "Behzat Ç. Son Hafriyat" kitabından uyarlandı yani ortada sağlam bir konu var. Dizi tuttu bir de film yapıp kaymağını yiyelim diye yapılmış bir film değil bazılarının düşündüğü gibi. Dolayısıyla diziyi izlemeyenlerin de hoşuna gidecek harika bir polisiye olmuş diye düşünüyorum. Yalnız, diziyi izlemeyenler karakterleri derinlemesine tanımadıkları için esprileri anlamama riskleri var, ki ben gülmekten öldüm diyebilirim. İnanılmaz komik diyaloglar vardı.  Behzat Ç. hayranıysanız zaten izlemişsinizdir ya da izleyeceksinizdir. Hayranı değilseniz illa ki izleyin diyemiyorum, seveceğinize garanti veremem, yine de bir şey kaybetmezsiniz, Behzat'ı tanımak için bir şans vermiş olursunuz.
The Tourist (2010)

Filmi izleyip izlememekte epey kararsızdım, internette o kadar yerin dibine sokulmuş ki, bir tane bile iyi yorum bulamadım. Yine de Johnny Depp ve Angelina Jolly hayranlığımız baskın geldi ve bir başlayalım da sıkılırsak bırakırız dedik, iyi ki de öyle demişiz. Gayet eğlenceli bir filmdi. Bir an bile sıkılmadan zevkle izledik. Eğer eğlenceli bir kaç saat geçirmek istiyorsanız romantizm, aksiyon ve komedi öğeleri içeren ve Venedik'in büyüleyici atmosferini fon olarak seçmiş bu filmi izleyebilirsiniz.




Midnight in Paris (2011)
Harika müzikler eşliğinde etkileyici Paris manzaralarıyla açılıyor film. Owen Wilson'un canlandırdığı Gil karakteri Paris'e hayran bir yazar, onun için 1920'lerin Paris'i altın çağ. Bir gece sokaklarda dolaşırken tam da saatler geceyarısını gösterdiğinde sihirli bir şekilde o döneme geçiş yapıyor. Bir anda kendini  1920'lerin Paris'inde bohem yaşamın içinde buluyor. Hemingway, Dali, Fitzgerald çifti, Picasso, kimi ararsanız oradalar. Film bittiğinde güzel bir tat bıraktı bende. Woody Allen büyülü bir hikaye sunmuş izleyenlere. İnternette araştırırken bulduğum şu yazı film ile ilgili güzel bilgiler veriyor. Okuyun derim.



Life As We Know It (2010)

Birbiriyle zıt karakterlerde bir erkek bir kadın, ortak arkadaşları bir trafik kazasında ölüp minik kızlarına bakmaları için vasiyet bırakınca, kavga dövüş aynı evde yaşamaya başlıyorlar. Romantik komedileri seven herkese tavsiye ederim. Tamamen klişelerle dolu da olsa, çoğu kez  bir sonraki sahneyi ve hatta filmin sonunu tahmin etseniz de benim gibi iflah olmaz romantik film hayranları için ilaç niyetine iyi gidiyor :)







Bridesmaids (2011)
Tam bir kadın filmi bu. Kesinlikle erkeklerin ilgisini çekmez diye düşünüyorum. Film Hollywood'da defalarca konu edilmiş en iyi arkadaşın düğün hazırlıkları, nedimeler v.s. hakkında gibi gözükse de aslında epey farklı bir film. Sanılanın aksine filmin odak noktası gelin değil onun en yakın çocukluk arkadaşı. 

Benim çok hoşuma gitti. Her ne kadar klişe bir konu gibi gözükse de güzel bir bakış açısı var. Bu tarz film sevenlere tavsiyemdir.




Horrible Bosses (2011)

3 yakın arkadaş ve 3 arıza patron. Bir gece canlarına tak ediyor ve barda içki muhabbeti sırasında öldürelim kurtulalım fikri çıkıyor ortaya ve olaylar gelişiyor. Gülelim eğlenelim diyorsanız iyi bir seçim. Sıkılmadan izleniyor.






PRINT RECIPE

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Özge'nin OltasıMaira Gall