Dedemin İnsanları

13 Aralık 2011 Salı


Aylar önce, sinemada izlediğim bir filmin öncesinde tanıtım fragmanını görmüştüm ve süper bir film geliyor diye düşünmüştüm. Afişinden mi oyuncularından mı yoksa yönetmeninin Çağan Irmak oluşundan mı bilinmez herkes "Babam ve Oğlum" tarzında bir film bekliyordu. Çağan Irmak genel olarak kendini tekrarlayan bir yönetmen olmadığı için farklı birşeyler izleyeceğimizi tahmin ediyordum.

İlk vizyona girdiği hafta izlemekti niyetim ama olmayınca olmuyor, nihayet geçtiğimiz haftasonu izleyebildik. Herkes gibi biz de ağlamaya hazırlıklı olarak gitmiştik, çantamızda kağıt mendiller, akmayan rimel falan :) Neyse ki beklediğim kadar olmadı ama yine gözyaşlarıma engel olamadım tabii.

Filmde, 10 yaşındaki Ozan, Ege'de bir sahil kasabasında Dedesi, Anneannesi, Anne ve babasıyla yaşamaktadır, Dedesi 1923 yılında mübadele sonucu Girit'ten göç etmiştir. Çevresinde saygı duyulan biridir. Ancak Ozan'ın arkadaşları dedesinden dolayı kendisiyle gavur diye dalga geçmektedir. Ozan bu duruma olan öfkesi yüzünden ailesini canından bezdirir. Genel olarak Ozan ve Dedesinin ilişkisi konu edilmekle birlikte aslında detayında göçmen olmanın hissettirdikleri, geride bırakılanlara duyulan özlem, 80 darbesinin yarattığı değişim, o dönemin değer yargıları gibi bir çok konu anlatılıyor.

Film başladığı andan itibaren görüntüleriyle, müzikleriyle beni aldı başka diyarlara götürdü. Ailenin bahçede neşeli akşam yemekleri, komşularla toplanıp sahilde yapılan piknikler... kuş olup konmak istedim o ailenin sofrasına, dedenin anlattığı hikayeleri dinleyip, karşılıklı rakı içmek istedim.

Dedenin öğlen dükkanın kapısını kapamak yerine önüne sandalye koyması, bunu da "komşulara ayıp olur onlardan şüpheleniyor gibi kapı kilitlenmez" diye açıklaması, sonra yanında çıraklık yapan torununa "kumaşı keserken 4 parmak fazla kesilir, kolonya doldururken 2 parmak fazla doldurulur ki hak geçmesin, belki tartı yanlış tartar bizden gitsin" diye anlatması, off dedirtti bana, biz ne ara bu hale geldik diye düşündüm. Bir yumru oturdu boğazıma.

Mübadele ile ilgili çekimler inanılmaz, hep dinleriz, okuruz mübadele hakkında birşeyler, binlerce Türk gelmiş oradan, bir o kadar Rum da buradan gitmiş, ama şahsen ben hiç canlandıramamıştım gözümde, hiç düşünememiştim ne şekilde olduğunu. Film sayesinde artık gözümde canlandırabiliyorum az çok neler yaşandığını.

Bence mutlaka izlenesi bir film, herkes bir şeyler alacaktır mutlaka. Herkesi etkileyen bir yer olacaktır.

Bir de bahsetmeden edemiycem, film müzikleri harika. Çağan Irmak diğer filmlerinde olduğu gibi müzik seçimine çok özenmiş belli ki. Final şarkısı "Gülbahar" bitene kadar yerimizden kalkamadık, aşağıya ekledim hatta, siz de dinleyebilirsiniz:

PRINT RECIPE

2 yorum

  1. Yazınız sayesinde bu şarkıyı bir daha dinlemek çok iyi geldi.Benim de babaannem Girit'den gelmiş,filmden çok etkilendim,arada gözlerim doldu arada güldüm.Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film gerçekten çok etkileyiciydi. Benim de dedelerim Bulgaristan göçmeni. O dönemler çok acılar yaşanmış gerçekten. Tarihimizi karıştırsak bir sürü film çıkar aslında. Sevgiler.

      Sil

© Özge'nin OltasıMaira Gall