14 Şubat, Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine...

14 Şubat 2012 Salı

Hayatımın hiç bir döneminde pahalı hediyelerde olmadı gözüm. Ben her zaman maddi değeri olmayan hediyelerle de çok ama çok mutlu olabilirim. Yeter ki karşımdaki içinden gelerek, beni mutlu etmek için almış olsun o hediyeyi. Yoksa zoraki, sırf laf işitmemek için alınmış bir pırlantadan çok daha değerlidir içten gelerek alınmış bir çiçek.

14.Şubat her ne kadar ticari bir gün olarak görülse de bence sevdiğiniz kişiyi sevindirmek, sıradanlaşan ilişkinize renk katmak için bir bahane olarak değerlendirilebilir. Küçük bir çiçek kimsenin bütçesinde büyük bir delik yaratmaz herhalde. 

Ama, benim sevgilim çiçek alırsam kafama atar, illa pahalı bişeyler bekler diyorsanız o zaman size aşağıdaki yazıyı okuyun derim :)

Bu yazı sevgili Can Dündar'ın bugün Milliyet'teki köşesinde yazdığı 14 Şubat yazısı. Bence çok anlamlı.


Maç Varken Sevgililer Günü

Vatan’ın Sevgililer Günü anketinden ilginç bir sonuç çıktı:
14 Şubat’ta kadınların çoğu sevgilisinden tek taş kolye bekliyormuş.
Erkeklerin çoğu ise sevgilisine çiçek götürmeye hazırlanıyormuş.
Bu akşam maç da olduğu düşünülürse, birçok ilişkide bolca hayal ve kalp kırılacağını tahmin etmek zor değil.
Ankete katılanların yarısı severek evlenmiş. Lakin yarısının evliliği boşanmayla bitmiş.
Boşanma oranının yüksekliği, beklentiyle gerçeklik arasındaki (yani tek taşla çiçek arasındaki) derin farklılıktan kaynaklanıyor olsa gerek…
* * *
Tek taş kolye hediyeli romantik bir yemek beklerken kapısında bir buket çiçekle “Seni seviyorum. Maça gidiyorum” notu bulmuş bir kadının önünde iki seçenek vardır:
Ya beklentiyi ya da sevgiliyi değiştirmek…
Çoğu kadın, çiçeğe razı olmak veya adamdan caymaktansa üçüncü bir seçenekle uğraşır:
Adamın kişiliğini değiştirmeye çalışır. Ama ne yazık ki, (3 yaşından gün almış hiçbir) erkek değişmez.
Öte yandan, erkeğin “değişmesin” beklentisine karşın çoğu kadın zamanla değişir.
İlişkilerde hayaller ve kalpler, biraz da bu yüzden kırılır.
* * *
Huyu değişmeyen erkek, Sevgililer Günü maça gidince kadın sorular sormaya başlar:
“Ne oldu bize”, “Artık beni sevmiyor musun”, “Başka biri mi var?” 
Cevapsız kalan sorular, zamanla aynaya döner:
“Gözden düştüm mü”, Eskisi kadar güzel değil miyim”, “Fazla mı kilo aldım?”
Erkekse soru sormaz; kendisine sorulmasından da hoşlanmaz. 

Çok sıkıştığında “Nerden çıkarıyorsun bunları” der, fazla konuşmaz.
Sevgililer Günü’nü hatırlayıp çiçek aldığı, hatta maça gitmeyip yemeğe kaldığı halde niye hala bunların sorulduğunu da anlamaz.
Bunca “fedakârlığa” rağmen yine de karşısındaki tabağa gözyaşları damlıyorsa, o da kendine sorular sormaya başlar. Ama onunkiler hayli farklıdır:
“Yanlış kız mı?”, “Başkasını mı bulmalı?”
Önünde iki seçenek vardır:
Tek taş için para biriktirmek ya da sevgiliyi değiştirmek…
Pek azı para biriktirir.
* * *
Sanırım asıl sorun, piyasa işi şablonların bizi esir alması…
Reklamların tek taşı, yegâne sevgi alâmeti diye sunması…
“İlişki guruları”nın kadınları, erkeğin gözünde maçtan daha cazip, golden daha heyecan verici olmaya zorlaması… 
Tek taş alamayanların sevgisiz, erkeğini maça kaptıranların cazibesiz diye damgalanması…
Sevgililer Günü’nde hayalkırıklığı yaşayanların, suçu kendinde, mesela tek taşa yetmeyen gelirinde veya deforme olan bedeninde araması…
* * *
Boşverin bunları!
Güzelim bir günü, kadınınızın gözüne girmek için tek taş alışverişinde ya da erkeğinizin diğer heyecanlarıyla yarışmak uğruna maç tribününde geçirmeyin.
Kendinizden taviz vererek mutlu olmaya çalışmayın.
Erkekseniz sevginizi hediyenizle tartmayacak, kadınsanız sizi maçla kıyaslamayacak sevdalılara koşun.
“Nerdeee” mi diyorsunuz.
O halde Sevgililer Günü’nü unutun; kafa denginizle buluşana dek yalnızlıkla baş etmenin, kendi kendinize yetmenin yolunu bulun.
Formülü unutmayın:
Tekil olmayı başarmış iki kişi=sağlam bir ilişki…
PRINT RECIPE

2 yorum

  1. yorum yapmak istedim ama ne yazacağımı bilemedim. hep aynı hikayeleri hep aynı tavsiyeler. sevgi kaıtlanabilir bir şey olmamalı bence olsa da kanıtı somut bir şey olmamalı. olsa da..taş gibi soğuk bir şey olmamalı
    sevgililer günün kutlu olsun özge'jim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı fikirdeyim canım. Sevginin büyüklüğü hediyenin değeriyle ölçülmemeli. İnsan sevgisini kanıtlamak zorunda kalıyorsa orada bir sıkıntı var demektir zaten. Ben mesela hiç bir şey beklemiyordum eşimden bugün ama o elinde bir demet çiçekle girdi kapıdan, daha mutlu olamazdım herhalde :) Yukarda da yazdığım gibi ufak tefek şeyler renk katıyor hayata ama büyük beklentiler içine girmek sadece hayalkırıklığı yaratıyor. Senin de sevgiller günün kutlu olsun :)

      Sil

© Özge'nin OltasıMaira Gall