Psikoterapi Öykülerini Sevenler Buraya

15 Şubat 2012 Çarşamba

Gülseren Budayıcıoğlu'yla teyzem sayesinde tanıştım. Teyzemle her okuduğumuz kitabı birbirimizle paylaşırız, zevklerimiz çoğu konuda olduğu gibi kitaplar konusunda da benzerdir. 2-3 yıl oluyor, bir gün "Madalyonun İçi" diye bir kitap verdi bana. "Harika bir kitap oku çok seveceksin" dedi. İyi ki de demiş. Yoksa çok yüksek ihtimalle ne bu kitaptan ne de yazarın daha sonra çıkardığı diğer iki kitaptan haberdar olurdum. 

Kitabın yazarı Psikiyatr Dr.Gülseren Budayıcıoğlu, basılan üç kitabında da hastalarıyla geçirdiği terapi seanslarını anlatıyor. O kadar akıcı bir anlatımı var ki, sanki okurken o insanlar karşınızdaymış, onlar anlatıyor siz de dinliyorsunuz gibi geliyor. Anlattıklarına, yaşadıklarına inanamıyorsunuz, insan beyninin karmaşıklığına şaşırıyorsunuz, yok canım bu kadar da olmaz diyorsunuz. Filmlere taş çıkartan hikayeler var ama film değil gerçek.

Ben psikoterapi öyküleri okumayı sevdiğim için ve psikolojiye olan ilgimden dolayı çok çok sevdim bu kitapları. Son kitabı "Hayata Dön"ü daha yeni bitirdim. Önceki 2 kitabı daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim ama yine de keyifle okuduğumu söyleyebilirim.

Yazarın ilk kitabı "Madalyonun İçi" 2004 yılında Remzi Kitabevi tarafından basılmış. 

Madalyonun İçi
Bir Psikiyatrın Not Defterinden
Arka Kapaktan alıntı: 

Yıllardır “panik atak” yaşayan bir işadamı…


Kendini peygamber ilan eden bir doktor…


Çok temiz olmak uğruna evlerini “çöp apartman” haline getiren güzeller güzeli üç kız kardeş…

Kendini bildiği günden beri, babası başta olmak üzere, çevresindeki bütün erkeklerden dayak yiyen genç bir kadın…

Ağır ceza reisi bir babanın “fahişelik” mesleğini seçen kızı…
Radyo ve televizyonlardaki bütün şarkıların kendisi için çalındığını zanneden genç bir devlet memuresi…

Dünyaya kız olarak gelen ancak kendini erkek hisseden bir transseksüel…

Doktorunu intihar etmekle tehdit eden bir öğrenci…

Ölümcül bir hastalığa yakalanmış genç bir bankacı…


Bu kitapta, Türkiye’de değişik nedenlerle psikiyatra başvuran her kesimden insanımızın hikayelerini bulacak, başta aşk ve ölüm olmak üzere “insanlık halleri” yle karşılaşacaksınız.


İnsanlar size içini açacak, en gizli sırlarını sizlerle paylaşacak. Ve bütün bu sorunlar, hastalar ve hastalıklar karşısında Türkiye şartlarında bir ruh doktorunun duyguları, düşünceleri, yapabildikleri ve yapamadıklarını göreceksiniz.


Bu kitabın bir yerlerinde mutlaka kendinizi bulacak, kendinizle yüzleşeceksiniz. Okudukça, yaşamın, sağlığın, sevginin ve huzurun değerini daha iyi anlayacak; her damlası ayrı bir duygunun rengini taşıyan bir çağlayanın altından geçecek ve tertemiz olacaksınız.


Yazarın ikinci kitabı "Günahın Üç Rengi" 2008 yılında Remzi Kitabevi tarafından basılmış. 

Arka kapaktan alıntı:
Genç ve yakışıklı bir gencin mazoşizmin acısıyla renklenmiş dünyası…
Bu acıdan alınan haz, ölüme yaklaştıkça hissedilen doyum…


Yaşlı, göbekli bir holding patronunun cinsel tercihi nedeniyle varoşların kasketli orta yaşlı erkeklerinde aradığı yakınlık…


Üç kuşak boyunca sürüp gelen fahişeliğin kadının ruhunu paramparça edişi…


Tüm bunlar, yani insana ait olan hiçbir şey yabancı değildir bize… Dr. Gülseren Budayıcıoğlu insan denen bu muhteşem ve bir o kadar da karmaşık varlığa ait sahici yaşam hikayeleri sunuyor.


Bazen dehşete kapılacak, çoğu zaman da hüzünleneceksiniz…




Yazarın son kitabı "Hayata Dön" 2011 yılında yine Remzi Kitabevi tarafından basılmış.

Arka kapaktan alıntı;


Hiç de güzel denemeyecek suskun mu suskun bir kız… O sustukça, terapistin tarihin mahrem yerlerinden bulup çıkardığı unutulmuş hikayeler dökülüyor ortaya.


Genç firavun Tutankamon’un esrarı, Hitler ve Freud’un kişiliklerinde gücün analizi… 18. yüzyılda adına “Fısıltı Sanatı” dedikleri, evli kadınların yaşadığı aşk ilişkileri… 


Çariçe Katarina’nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından başlayan tılsımlı yazgısı… Eva Peron’un ve Prenses Süreyya’nın hüzünlü hayat hikayeleri ve daha niceleri…


Derken suskunluk bozuluyor. Çirkin kızın hikayesi başlıyor.


Öyle bir hikaye ki acısıyla, dehşetiyle, hüznüyle her şeyi gölgede bırakıyor.
Çirkin genç kızın açıldıkça güzel bir prensese dönüşmesi…


Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde ortaya çıkan bir başarı
öyküsü…


Gülseren Hanım 2005 yılına kadar serbest hekim olarak çalışmış 2005 yılında ise en büyük hayali olan, her kesimden insanın sosyal güvencelerini kullanarak başvurabileceği Ankara'nın ilk özel psikiyatri merkezi olan "Madalyon Psikiyatri Merkezi"ni kurmuş.
PRINT RECIPE

2 yorum

  1. Özge hanım merhaba, Gülseren Budayıcıoğlu kitapları dışında önerebileceğiniz başka psikoterapi öykü-romanlar var mı acaba? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Irwin D.Yalom'un Aşkın Celladı da güzeldir. Tavsiye ederim. Ben de çok fazla bilmiyorum açıkçası araştırmak lazım google'da.

      Sil

© Özge'nin OltasıMaira Gall