Buzbağ Şarapları Eşliğinde Efsane Bir Yemek Ziyafeti

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Buzbağ Şarapları 2010 yılından beri her yıl "Efsane Gurmelerini Arıyor" adında çok keyifli bir etkinlik düzenliyor. Bu yıl da etkinlik kapsamında 6 farklı yemek organizasyonu planlanmış ve ilgilenen herkes internet üzerinden mini bir testle başvuru yapmaya davet edilmişti. Ben de İstanbul'da yapılacak 3.yemek için başvuru yaptım, çünkü bu yemek daha önceden yine bir etkinlikte tanıştığım sevgili Aylin Türkşen Aysel moderatörlüğünde yapılacaktı.

Tam herhalde seçilemedim diye düşündüğüm sırada davet maili geldi, yanımda bir kişi ile katılabilecektim ve en güzeli de hep gitmek isteyip bir türlü gidemediğim Kadıköy'deki Çiya Sofrası'nda yapılacaktı yemek. Benim gibi yemeyi ve içmeyi seven bir arkadaşımla birlikte katılmaya karar verdim.

Buzbağ, düzenlediği bu etkinliklerle hem şarap severleri bir araya getiriyor hem de Anadolu topraklarından çıkmış şarabın, yine Anadolu'nun yöresel tatlarıyla ne kadar uyumlu olduğunu gösteriyor. Kebap rakıyla içilir yargısını da böylece yıkmış oluyor.

Çiya'da güleryüzle karşılanıp bizim için ayrılan yerlere oturduktan sonra etkinlik başlayana kadar diğer katılımcı arkadaşlarla sohbete daldık. Masalarımız özenle hazırlanmış, şarap kadehlerimiz dizilmiş, menümüzde hangi şarapla hangi yemek yenilecek belirlenmişti.
Yemeklere geçmeden önce herkes kendini tanıttı, daha sonra Kayra Şarap Akademisi Müdürü Cüneyt Uygur şarabın tarihçesinden başlayarak oldukça detaylı bir bilgilendirme yaptı. Hatta gece boyunca da bizleri şarap konusunda bilgilendirmeye devam etti. Ben de bol bol not aldım :) Bu açıdan çok faydalı bir gece oldu.

Daha sonra sırayla yemeklerimiz ve şaraplarımız servis edilmeye başladı. Menü o kadar zengindi ki, hepsini sonuna kadar yesek yerimizden kalkamazdık :) Zaten Cüneyt Bey'de tadımlık olarak yememiz konusunda bizi uyardı. Ki böylece tatlıya kadar sağ salim ulaşabildik.

Öncelikle Cüneyt Bey bize teknik tadımla ilgili bir bilgilendirme yaptı, tabii ki bir iki eğitim alarak şarap uzmanı olmak mümkün değil. Ama en azından teknik hakkında bilgimiz oldu. Şöyle ki; teknik tadımın 3 aşaması var: göz, burun ve damak.

- ilk önce gözlem yapmak gerekiyor, bunun için şarap kadehini eğerek beyaz bir zeminde renk yoğunluğuna ve kıvamına bakıyoruz (aşağıda görüldüğü gibi). Örneğin üzüm kabuğu kalınsa şarabın rengi daha yoğun oluyormuş ve bu da şarabın tadının buruk olmasına sebep oluyormuş.

- Gözle inceledikten sonra bu sefer kadehi hafifçe sallıyoruz, bu sayede karbon atomları harekete geçiyor ve şarabın kokusu yoğunlaşıyor. Burnumuzu hafifçe kadehin içine sokup kokluyoruz. Bu aşamada maalesef ben herhangi bir çıkarım yapamadım :) Sonuç olarak burnumuza kötü bir koku gelememesi önemli.

- Son olarak da tadım aşamasına geçerek bir yudum alıyoruz, önce ekşiliğine bakıyoruz, ağızda ne kadar burukluk bırakıyor, daha sonra ağırlığına bakıyoruz, yoğun mu değil mi.

Bu bilgileri de aldıktan sonra sırayla yemeklerimizin ve şaraplarımızın tadımına başladık. Yemek ve şarap birlikteliğinde önemli hususlardan biri, ne yemeğin ne de şarabın tadının bir diğerine üstünlük sağlamaması gerekiyor. 

Aşağıda gece boyunca denediğimiz Buzbağ çeşitlerini görebilirsiniz.


Başlangıç: Zeytin Salatası - Sıkma Köfte - Muhammara - Humus ve Sürk'ten oluşan tabağımız geldi yanında da Buzbağ Beyaz ve Buzbağ Klasik şaraplarını deneyimledik. Böyle yöresel tatlara şarabın bu kadar yakışacağını tahmin etmezdim. Gerçekten çok lezzetli bir giriş oldu.
  
Ara Sıcaklar: Başlangıç tabağının ardından falafel ve keşkek geldi. Ne yalan söyliyim ben ikisini de ilk kez tattım. Keşkek için nötr duygular besliyorum ama falafel gayet lezzetliydi. Bunların yanında da yine Buzbağ Beyaz ve Buzbağ Klasik geldi. Ben beyaz şarabı kırmızıdan daha çok sevdiğim için tadımla bırakmadım 1-2 kadeh beyaz şarabı yuvarladım :) Çok lezzetliydi gerçekten.

Ana Yemek 1.Bölüm: Ana yemek olarak Kuru patlıcan Dolması ve Soğanlı Kebap vardı menümüzde, ve şarap olarak da Buzbağ Elazığ Öküzgözü. Soğanlı kebaba bayıldım bu arada, Çiya'ya yolunuz düşerse denemenizi öneririm. Şarap uyumu derseniz, bence şarapların hepsi güzeldi ve yemeklerle çok uyumluydu, Ben maalesef şarap konusunda fikir belirtebilecek son kişilerdenim. Hele ki kırmızı şarap için ne desem yalan. Aslında bu yüzden katılmak istedim bu yemeğe, biraz olsun fikir sahibi olabilmek için :)

Ana Yemek 2.Bölüm: İkinci bölümde nefis Haşhaş Kebabı ve Perde Pilavı geldi ve bu yöresel tatlara en  uyumlu şarap olarak da Buzbağ Diyarbakır Boğazkere uygun görülmüştü. Haşhaş kebabı da inanılmaz lezzetliydi, onu da mutlaka denemelisiniz. Bu arada biz de yavaştan şişmeye başlamıştık, her ne kadar azar azar yemeye çalışsak da yemekler o kadar nefisti ki insan azıcık alıp bırakamıyor tabii :)


Ana Yemek 3.Bölüm: Dikkat ettiyseniz yemekler en hafiften başlayarak ağır yemeklere doğru devam ediyor, son yemeklerimiz gerçekten ağırdı, mumbar ve oğlak tandır servis edildi. Maalesef ben sakatat kategorisine giren hiç bir şeyi ağzıma sürmediğim için mumbarı geldiği gibi geri gönderdim. Oğlak tandırı severim ama buradaki bana biraz ağır geldi, kokusu çok yoğundu ve yağlıydı o yüzden biraz yiyebildim.
Bu bölümde servis edilen Buzbağ Rezerv özel bir şarap. Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin kupajıyla (karışımıyla) üretilen bu şarap uygun koşullar sağlandığında 15 yıla kadar yıllandırılabiliyor. Her şarabın uygun koşullar sağlansa bile yıllandırmaya uygun olmadığını da böylece öğrenmiş olduk. Buzbağ Rezerv soslu ve ağır yemeklerle, tandırda ya da ızgarada pişen etlerle, sert sarı peynirlerle mükemmel uyum sağlıyormuş. Gerçekten farklı bir aromaya sahip lezzetli bir şarap olduğunu söyleyebilirim.

Tatlı: Artık bu kadar yemekten sonra tatlıya ne kadar yer kaldı tartışılır ama yine de ağzımızı tatlandırmak adına bu muhteşem tatlılardan da birer parça aldık. Daha önce hiç görmediğim şekilde yapılmış kireçte kabak tatlısı ve Katmer geldi tatlı olarak. Ben normalde kabak tatlısı yemem ama bu kabak tatlısı gibi değildi, dışı çıtır çıtır, içi lezzetli değişik bir tatlıydı. Katmerse çok tatlı sevmeyen benim gibiler için ideal, hafif çıtır bir tatlı. Tatlılarımızın yanında ise Kayra Madre Öküzgözü-Boğazkere ve Likör Şarap ikram edildi. Likör Şarap yüksek alkol oranıyla damağınızda kalıcı bir tat bırakıyor, ben tatlıyla uyumuna bayıldım.
Kireçte Kabak Tatlısı
Katmer Tatlısı
Gece bittiğinde midemde en ufak yer kalmamış, kafam da hafif güzeldi :) Şaka bir yana şarapları tadalım derken epey bir kadeh yuvarladık :) Son olarak Aylin Hanım'dan sertifikalarımızı da aldık. Ve bu lezzetli geceyi sonlandırdık. Emeği geçen herkese tek tek teşekkür ediyorum.

NOT: Efsane Gurmelerini Arıyor etkinliğinin son yemeği 7.Haziran'da İstanbulda yapılacak 31.Mayıs'a kadar şu linkten başvuru yapabilirsiniz. Hadi siz de şansınız deneyin.
Aylin Hanım'ın elinden sertifikamı alıyorum.
PRINT RECIPE

3 yorum

  1. Alışkın olduğumuz tatları şarapla denemek güzel bir deneyimdi.Keyifli ve bilgilendirici anlatımınla pek çok okuyucu bilgilenecek ve şaraplı lezzetleri keşfedecek. Eline sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler canım. Buzbağ gerçekten lezzetli bir şarap. Ben beyaz şarap seven biri olarak özellikle Buzbağ Beyazı çok beğendim :)

      Sil
  2. çok güzel görünüyor tüm yemekler ve şaraplar, iştah açıcı... ben de izmirdekine başvurdum ama ses seda yok henüz:( umarım bizi de çağırırlar;)

    YanıtlaSil

© Özge'nin OltasıMaira Gall