Yahudi Soykırımı Hakkında Bir Kitap ve Bir Film

23 Ağustos 2012 Perşembe

Nazi dönemi Almanya'sı ve soykırımla ilgili kitap ve filmler beni o kadar etkiliyor ki uzunca bir süre Schindler'in Listesi filmini bile izleyemedim. Ama yavaş yavaş aşıyorum sanırım bunu, hala içim parçalanıyor o insanların başına gelenlere ama bir yandan da neler olduğunu merak ediyorum. Bu konuda bir film ve bir kitap tavsiyem var ilgilenenler için;

SARAH'S KEY (SARAH'NIN ANAHTARI)

Geçtiğimiz ay Better World Books'tan sipariş verdiğim kitapların arasında "Sarah's Key" kitabı vardı. (Türkiye'de de "Sarah'nın Anahtarı" adıyla bulabilirsiniz) Uzun zamandır konusuyla ilgimi çekiyordu. Aldığım diğer kitapları bir tarafa koyup ilk önce bunu okumaya başladım ve elimden bırakamadım diyebilirim. Gerçekten sürükleyici anlatımı ve değişik kurgusuyla insanı kendine bağlıyor.

Kitabın arka kapağından alıntıyla konusunu kısaca anlatacak olursam:

16 Temmuz 1942, Paris 
Sarah Starzynski,16 Temmuz 1942 yılında Fransız polisi tarafından gerçekleştirilen Vélodrome d'Hiver temerküzü (toplama) sırasında tutuklanan on binlerce Yahudi çocuktan sadece biriydi. Ama o diğer çocuklardan farklıydı. Onun küçücük omuzlarında çok ağır bir yük vardı. Küçük kardeşini evlerindeki gizli bölmeye kilitleyip anahtarı cebine saklamıştı. Birkaç saat sonra geri döneceklerdi nasıl olsa; onları tutuklayan polisler Fransız'dı, Alman değil. Kardeşine söz vermişti, Sarah, geri dönecekti. 

Mayıs 2002, Paris 

Fransız eşi ve kızıyla birlikte Fransa'da yaşayan Amerikalı gazeteci Julia Jarmond, Vélodrome d'Hiver temerküzünün 60. yıldönümü dolayısıyla olayla ilgili bir makale yazmakla görevlendirilir. Fransızların neredeyse hiç yaşanmamış saydığı, yeni kuşağın ise tamamen bîhaber olduğu olayı araştırdıkça bir zamanlar âşık olduğu bu şehrin yaldızları dökülmeye başlar. 



Müthiş bir dram okuyorsunuz kitap boyunca, Sarah ile birlikte her anı yaşıyorsunuz. Bu toplama olayını Alman askerlerinin değil bizzat Fransız'ların yapması daha da acı, çünkü kamplara gönderilirken bile hala kendilerine Fransızlar'dan zarar gelemeyeceğini düşünüyor bir çok aile. Paris'in göbeğinde yaşanan bu olayı bir çok Paris'li unutmayı tercih etmiş, çoğunun o gün olanlardan haberi yok. Çünkü büyük bir utanç sebebi olan bu olayı tarihe gömmeyi tercih etmişler.


“16-17 Temmuz 1942; Paris ve banliyölerindeki 13.152 Yahudi tutuklanıp Auschwitz'e ölüme gönderildi. Vélodrome d'Hiver'in bir zamanlar bulunduğu bu noktada Nazi işgal kuvvetlerinin talimatlarıyla Vichy polisinin gözetiminde 1.129 erkek,2.916 kadın ve 4.115 çocuk gayriinsanî şartlarda nakledildiler. Tanrı onları kurtarmaya çalışanları korusun. Etraftan geçenler, sakın unutmayın! ” – Paris'teki Vel'd'Hiv' Anıtı'ndan 

THE BOY IN THE STRIPED PYJAMAS (2008)

Bu film en az 4 yıldır filmlerimin arasında duruyordu. Sürekli izlemeyi ertelemiştim. Sarah's Key kitabından sonra DVD lerimi karıştırıyordum izlemediğim bir şey var mı diye, bunu görünce hemen izlemek istedim.

Nazi ve soykırımla ilgili yüzlerce film yapılmıştır belki ama bu film epey farklı bir açıdan ele almış o dönemi. Bir çocuğun gözünden bu olayların ne kadar anlaşılmaz olduğunu görüyoruz. Çok ama çok çarpıcı sahneler var filmde.

8 yaşındaki Bruno'nun babası bir Nazi Subayıdır, üst düzey bir göreve atanması sonucu Polonya'ya taşınırlar, Bruno yeni evlerinde çok yalnız ve mutsuzdur. Bir gün camdan bakarken, evlerinin arka tarafındaki ormanın ötesinde çiftlik sandığı toplama kampını görür (Filmde adı geçmemekle birlikte burasının Auschwitz olduğunu anlıyoruz, çünkü Nazi kamplarında insan yakılan fırınların olduğu tek kamp Auschwitz'dir)

Annesi ve babası her ne kadar Bruno'yu kamptan ve olaylardan uzak tutmaya çalışsa da Bruno kampa ulaşmanın bir yolunu bulur, orada kendi yaşlarında bir Yahudi çocukla arkadaşlık etmeye başlar, aralarında tel örgü olması onları engellemez. Zaten Bruno orada neler döndüğünden habersizdir. Bu arkadaşlık uzun bir süre gizli gizli devam eder. Sonrası mı? İzleyin ve görün. (Türkiye'de Çizgili Pijamalı Çocuk adıyla yayınlandı)

Çok çarpıcı bir film, o kadar güzel dersler var ki, bazen bir çocuğun gözünden bakmak gerektiğini anlıyor insan dünyaya, o zaman her şey çok farklı görünüyor.





* Yazılarına yorum yapmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilemiyorum diyorsanız şurada detaylı anlatımı bulabilirsiniz.
*  Yazdığın yeni yazılar mail adresime gelsin diyorsanız şuraya mail adresinizi girin, sonrasında bir onay maili gelecek (spam'e düşebilir) o maili onayladıktan sonra işlem tamamdır.
PRINT RECIPE

6 yorum

  1. İnsanların bu dünyada yaşaması için birbirlerini öldürmeleri gerekmiyor ki, bazen insanlığımızdan utanır olduk..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef tarih bir sürü utanılacak olayla dolu, Leyla adlı kitabı okurken de içim paramparça olmuştu, Bosna'daki soykırımda esir kampındaki Leyla isimli kızın gerçek hikayesini anlatıyor. İnsan 20.yy sonlarında Avrupa'nın göbeğinde yapılan zulme bütün dünyanın seyirci kalmasını bir türlü anlayamıyor. Resmen isyan ettim. Allah daha beterlerinden korusun hepimizi.

      Sil
  2. Ben de bir dönem öğrenci olduğum avusturya linz de mathausen esir kampını bizzat gezdim bu konuya ve o döneme benim de cok ilgim var gerçekten çok etkileyici hele ki orada olup o havayı solumak resmen kanımı dondurmuştu 2 kez gittim hala aynı duyguları yaşıyorum orada olanları düşünmek tarifi imkansız bir duygu . Ayrıca bu güzel tavsiyeleriniz için teşekkürler blogunuzu zevkle takip ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler yorumunuz için. Beni de çok etkiliyor bu dönem. İnsanın insana yaptığı eziyeti aklım almıyor.

      Sil
  3. Sarah nın Anahtarı filmini uzun zamandır izlemek istiyordum ben de. Çizgili Pijamalı çocuk gerçekten muhteşem,kitabı da öyle. 13 yaşımda Anne Frank'ın kitabını elime aldığım andan itibaren sanırım bambaşka bir insan oldum. Bu olay beni o kadar çok etkiledi ki sanki esirlerin hepsini tanıyormuşum gibi aklıma geldikçr hüzünleniyır hatta bazen ağlıyorum. Bu tabsiywleriniz için teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de o yaşlardaydım sanırım Anne Frank'i okuduğumda. Herkesin okuması gereken bir kitap. Beni de çok çok etkiliyor Yahudi soykırımıyla ilgili her şey...

      Sil

© Özge'nin OltasıMaira Gall