Bir Mübadele Romanı: Bir Avuç Mazi

26 Eylül 2013 Perşembe

Bir kitaba başlamak ve bir kitabı bitirmek bana bu hayatta haz veren şeylerden ikisi. Kitaba başlarken, o ilk satırlarla birlikte, yavaş yavaş hikayenin içine girmek çok heyecan verici. Son satırları okurken ise, uzun bir yolculuğun sonunda, bir yandan gideceğin yere varmış olmanın sevinci, diğer yandan, yol boyu arkadaşlık ettiğin kişilerden ayrılacak olmanın verdiği hüznü yaşıyorum. Çok edebi bir giriş oldu ama, kitap okumayı seven herkes ne demek istediğimi anlayacaktır diye düşünüyorum :)

Bu aralar, çok kısıtlı zamanlarda kitap okumaya çalışıyorum, iş dönüşü tüm vaktim kızıma ait, arada fırsat yaratıp akşam yemeğini hazırlıyorum, yemek yenip, sofra toplanıp, ufaklık uykuya geçiş yaptığında saat çoktan on oluyor. O yorgunlukla zaten onbiri zor görüyorum, bir iki sayfa kitap okuyabilirsem ne ala :) İş yerinde öğlen arasında fırsat yaratıp okuyorum da geç de olsa bitiyor kitaplarım.

Bugün "Bir Avuç Mazi"nin son satırlarını okuyup kapağını kapattığımda, içimde bir buruklukla düşüncelere daldım. Dedelerim de Bulgaristan Göçmeni oldukları için belki, mübadele dönemi beni çok etkileyen bir dönem. İnsanların, her şeyinizi bırakın, başka ülkeye gidiyorsunuz denilip bir anda yerlerinden yurtlarından edildiği bir süreç. 

Kendisi de üçüncü kuşak mübadil olan yazar Fügen Ünal Şen kendi ailesinden dinlediği hikayeleri de harmanlayarak çok içten, çok gerçekçi bir şekilde anlatmış, Lozan'da imzalanan Mübadele Sözleşmesinden sonra 1924 yılında varını yoğunu, toprağını her şeyini bırakıp Alasonya'dan Adana'ya yerleşmek zorunda kalan Fethi Bey ve ailesini.

Kitapta değişik bir anlatım kullanılmış, 2 ayrı yolculuğu okuyoruz birer bölüm arayla, biri Alasonya'dan Mersin'e gidiş yolculuğu , diğeri Mersin'de gemiden inip, at arabasıyla Adana'da kendilerine tahsis edilmiş olan, hiç bilmedikleri evlerine gidiş yolculuğu. Başta kafa karıştırıcı gelse de sonradan alışılıyor.

Yazar da bu konuda şöyle bir yorumda bulunmuş; "Bir Avuç Mazi ilk başta bir yol hikayesi gibi görünebilir. Ancak kurgusu okurun aklını biraz karıştıracaktır" diyor ve ekliyor "Mübadil ailenin yolculuğu neredeyse aynı sayfalarda, ayrı coğrafyalarda sürüyor. Bu okuru bir an için anafora sokabilir. Zaten benim amacım da buydu. Mübadele nedeniyle yollara dökülenler gerçekten öyle tarifsiz bir anaforun içindeydiler ki ancak böyle bir kurgu okuru o günlere götürebilirdi."

Kitap boyunca kendimi o insanların yerine koymaya çalıştım ve yüreğim sıkıştı. Bir gecede, yanınıza çok gerekli bir kaç şey alıp, tüm hayatınızı, anılarınızı geride bırakıp, bilmediğiniz bir yola çıkıyorsunuz, bir daha hiç dönmemek üzere... Bu roman boyunca o insanların yaşadığı çalkantılara, içlerinde kopan fırtınalara tanıklık ediyoruz.

En kötüsü de Yunanistan'da Türk diye zulüm görürken, mübadil olarak geldikleri Türkiye'de de gavur diye dışlanıyorlar...

Bir tek yerde gözyaşlarımı tutamadım;

Bayan Mitra Türkiye'den Yunanistan'a mübadil olarak gelen bir Rum kadın, bebeğinden başka kimsesi yok yanında, Türkiye'ye mübadil olarak gidecek olan İkbal'e şunları söylüyor;

Bayan Mitra siyah elbisesinin önündeki cepten bir patik çıkardı. Tek bir patik...
"Al bunu İkbal  Hanım. Bir gün bu toprağa dönersen öbür teki evinde, duvarda asılı olacak. Sen de Türkiye'ye götür bu teki. Anna Maria'nın bir ayağı toprağında  olsun"
PRINT RECIPE

11 yorum

  1. Bu kitabı okunacaklar listeme ekledim.Benim de ailem Balkan göçmeni, o yüzden özellikle dikkatimi çekti.Paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım beğenirsiniz, iyi okumalar şimdiden.

      Sil
  2. O kadar iyi anlıyorum ki seni, her kitap ayrı yolculuk ve benim çantamda bazen selpak olmaz ama her fırsat bulduğumda okuyacağım bir kitap mutlaka olur. Bazen ciddi manada biten kitapların ardından ağıt yakıyorum:) Bu güzel romanı da aldım listeme, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şekilde ben de nereye gidersem gideyim çantamda kitabım olur. Belki bir fırsat olur okurum diye yanımdan hiç ayırmam.

      Sil
  3. Ailemin iki tarafınında göçmen olduğu ve bu tarz kitaplara dayanamadığım düşünülünce mutlaka okuyacağım, sevgiler... evren karakoç dalkıran

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduktan sonra da yorumlarını bekliyorum, sevgiler...

      Sil
    2. Mübadele öyküleri gerçekten çok farklı duyguları barındırıyor içinde... Anıları geride bırakmaya zorlanan insanlar bilmedikleri bir yerde yaşamak durumunda kalıyor. Ne geldikleri yerin insanı oluyor ne gittikleri yerin.. Dedemin İnsanları diye bir film vardı, hatırlarsınız. O durum anlatmak istediğim...

      Sil
    3. Beyza Hanım, Dedemin İnsanları çok sevdiğim bir film, blogda onunla ilgili bir yazı da yazmıştım hatta. Mübadele dönemini ve o insanların içindeki fırtınaları çok güzel anlatıyor gerçekten.

      Sil
  4. Kitabın yazarı Fügen Ünal Şen aynı zamanda VatanKitap'ta da çok güzel yazılar yazıyor, daha da güzel olan benim çocukluk arkadaşım olması :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. VatanKitap'ta yazdığını bilmiyordum. İnsanın yazar arkadaşının olması güzel şey. Selamlarımı iletirseniz sevinirim :)

      Sil
  5. Elbette iletirim, teşekkürler :)
    Blogu da var, fugenunalsen.wordpress.com

    YanıtlaSil

© Özge'nin OltasıMaira Gall