Deneyimsel Öğrenme ile Kirlenmek Güzeldir...

6 Nisan 2015 Pazartesi

OMO "Kirlenmek Güzeldir" sloganını 10 yıl önce hayatımıza soktuğunda gönlümü fethetmişti, biz 80'li yıllarda çocuk olanlar için, evdeki düzen ve temizliğin aksine, sokaklarda sabahtan akşama kadar toz toprak içinde oynayıp kirlenmek, hayatın değişmez bir parçasıydı... Evet herkesin evinde hiç girilmeyen düzenli tertipli bir misafir odası vardı belki ama çocukların çamura bulanması pek sorun olmazdı, şimdi olduğu gibi fanusta büyütülen çocuklar yoktu, aman dur kumla oynama mikrop kaparsın diye bir cümle hiç duyulmazdı...
İşte bu harika sloganın sahibi OMO'nun davetiyle "Hadi Hareketlen" projesi kapsamında bir sohbete katıldık, Gökçe'yle beraber. Karaköy'ün tarihi binalarından birinde yer alan Salt Galata'da önce güzel bir kahvaltı ettik. Sonra çocuklar kendileriyle ilgilenen abla ve abilerle birlikte hamurlar, parmak boyaları ve el işleri yapmaya koyuldu, biz anneler de Çocuk ve Ergen Psikiyatrı Prof.Dr.Yankı Yazgan, Aktif Yaşam Derneği kurucularından Mehmet Ali Çalışkan ve sevgili Demet Akbağ ile güzel bir sohbet için masa başına geçtik. (Gökçe oyun odasında benim olmadığımı anlayınca ağlayıp yanıma geldi, toplantıyı sabote etti :)

Toplantıda genel olarak Oyun ve Oyunun çocuk için önemi üzerinde konuşuldu. Özellikle çoğumuzun yaptığı gibi, oyunu bir kaç saatlik aktivite olarak görmek yerine, çocuğun hayatının bir parçası olarak görüp tüm güne yaymak gerektiğinden bahsedildi. 

Yankı Yazgan'ın söylediği gibi; çocuğun sağlıklı yetiştirilmesi konu olduğunda önce akla beslenme geliyor ancak oyun da çocuğun sağlıklı büyümesi için olmazsa olmazlardan. Mehmet Bey'in sözü bu anlamda çok hoşuma gitti, "Oyun çocuğun kendini ifade etme biçimi" dedi... Evet çocuk oyunla anlatıyor bize kendini, dikkatle dinlemek anlamak gerek.

Şimdiki nesil anneler genelde yapılandırılmış oyunlar hazırlıyor çocuklar için ama asıl yapılandırılmamış oyun, deneyimsel öğrenme, çocuklar için çok çok önemli ve olması gereken bir kavram... Bu anlamda çocukların merak güdülerini beslemek, deneyimleyerek öğrenmelerini sağlamak, hayatlarına daha çok hareket katmak bizim elimizde... Özellikle hızla gelişen teknoloji, güvenlik korkusu gibi sebeplerden dolayı, yeni nesil çocuklar hayatı keşfederek tanımayı sağlayan deneyimsel öğrenme kavramından hızla uzaklaşıyor...
Hayatı keşfetmenin ilk yolu olan Deneyimsel Öğrenme; çocukların tüm duyuları ile çevrelerini deneyimleyerek, keşfederek, yaratarak, araştırarak, bağlantı kurarak ve katılımcı olarak öğrenmeleridir...
Ben çalışan bir anne olduğum için, çoğu zaman işten döndüğümde Gökçe'yle saatlerce oturup oynayacak zamanım olmuyor. Yemek yapmam gerekiyor, önceki gün çamaşır astıysam onları toplamam gerekiyor ya da mesela bulaşık makinesini boşaltmam gerekiyor... 
Çözümü şöyle buldum, ne yaparsam yapayım Gökçe'yle birlikte yapıyorum. Bulaşık makinesi boşaltmak bir dönem Gökçe'nin en favori oyunuydu :) O çıkarıp tabakları bana veriyor ben yerleştiriyorum. Bıçakları dikkatli tutması gerektiğini de o zaman öğrendi mesela. Annemle birlikte çorapları katlarken eşleştirmeyi öğrenmiş, geçen gün "anne bunun arkedeşi neyde" diye bana soruyordu. Bundan güzel eşleştirme oyunu mu olur :) Yumurtayı düşürdüğünde kırılacağını da yine mutfakta geçirdiğimiz günlerden birinde öğrendi. Şimdi daha dikkatli tutuyor. Aman dikkat et kırılır desem muhtemelen ne dediğimi anlamayacaktı, deneyimsel öğrenme tam da böyle bir şey bence :)
Yazın işimiz daha kolay, evimizin bitişiği çocuk parkı ve biz öğlen uykusu öncesi ve sonrasında mutlaka oradayız. Park yaşamının Gökçe'nin gelişimine katkısını inkar etmem imkansız. Kendinden büyük çocukları izleyerek öğrendikleri, yaşıtlarıyla iletişimi v.b. konularda büyük katkısı oldu. Benim aklıma bile gelmezdi daha 1 yaşındayken eline tebeşir vermek, parktaki çocuklardan görüp istedi ve onlarla birlikte oturup yerleri boyamaya başladı :)

Ben hiç bir zaman mikroptan pislikten korkan bir anne olamadım, Gökçe yeri geldi düşürdüğü emziği direkt ağzına attı, yeri geldi parkta kaydırak demirlerini yaladı. Mikroplara karşı bağışıklık geliştirdiğine inanıyorum bu sayede :) Şimdilik bir zararını görmedik, size de tavsiye ederim, her zaman gözünüz üzerinde olsun ama uzaktan takip edip minimum seviyede müdahalede bulunun...
Omo'nun deneyimsel öğrenme ile ilgili harika bir projesi daha var, Aktif Yaşam Derneği'nce hazırlanan ve Yankı Yazgan tarafından desteklenen bu çalışma için, kurgulanmamış oyun özelliği taşıyan 100 adet oyun kartı tasarlanmış ve yakında dağıtılacakmış. Böylece anne-babalara da yol göstermiş olacaklar. Buna ek olarak Mayıs ayında düzenlenecek olan Büyük Omo Şenliği'nde çocukların ev dışındaki oyun ihtiyacına dikkat çekilerek, deneyimsel öğrenme konusunda farkındalık yaratmaya çalışılacakmış. Demet Akbağ da tüm bu projelerde markanın sesini duyurmak için çalışıyor...

Hem kızımla böyle güzel bir gün geçirmemizi sağladığı için hem de bizi deneyimsel öğrenme konusunda aydınlattığı için bir kez de buradan OMO'ya ve ajansı Sobraz'a teşekkürlerimi sunuyorum... Bu güzel güne ait paylaşımları görmek için Instagram ve Twitter'da #KirlenmekGüzeldir ve #HadiHareketlen hashtaglerini aratabilirsiniz.
PRINT RECIPE

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Özge'nin OltasıMaira Gall