Biraz Çaydan Bahsedelim...

10 Mart 2017 Cuma

Ben çayın çok sevildiği, tam anlamıyla çay tiryakisi bir ailede büyüdüm, annem akşam yemeğini yerken çayın suyunu koyar ki yemek sonrası hazır olsun. Benimse iş hayatına başlayana kadar çayla aram hiç yoktu. kahvaltıda bile çay içmez suyla kahvaltı ederdim :) İş hayatına atılınca, ofiste sıkıntıdan dur bir bardak içeyim, bir bardak daha derken, iyice kaynaştık. Annem gibi ben de kaliteli ve hakkıyla demlenmiş çayı ayırt edebilmeye başladım. 

Üstüne bir de eşimin hem anne hem baba tarafı Rize kökenli olunca çay hayatımızın parçası haline geldi. 5-6 yıl önce Rize’ye gittiğimde gördüğüm manzara karşısında ağzım açık kalmıştı. Evlerin önü arkası yolların kenarı, aklınıza gelebilecek en ufak toprak parçasında bile çay ekili. Tam anlamıyla bir yaşam tarzı diyebilirim.
Hatta biz gittiğimizde bayramdı, ilk gün köydeki akrabalara ziyarete gidelim dediler, gittik ama tam da çay toplama mevsimi olduğu için bir baktık çoğu kişi bahçede çay topluyor. Yani bayram seyran dinlemiyor bu iş, zamanı geçirmeden toplamak lazım. Baktılar ki bizim ilgimizi çekti, hadi gelin siz de toplayın dediler, ellerindeki makasla hızlı hızlı topluyorlar, biz daha nasıl tutacağımızı anlayana kadar onlar bir sepet dolduruyor :) Yine de daldık çaylığın içine alabildiğine yeşillik.

Sonra oturduk sohbet ettik, ilgiyle sorunca onlar da hevesle anlattılar çay hakkında bildiklerini. Dediler ki çay üretmeyi toplamaktan ibaret sanmayın, üretim kısmı da çok emek isteyen zor bir iş aslında. Yaprakların toplandığı gibi fabrikaya taşınması lazım, dalından koptuktan sonra birkaç saat içinde işlenmezse soluyor, bozuluyor yani tadındaki mükemmellik azalıyor. Hemen fırınlanması lazım.

İnsan bu emeği çabayı görünce içtiği çaya da bir başka bakıyor. Kayınvalidemin de çaylıkları olduğu için ben evlendikten sonra hiç marketten çay almadım, ona çuvalla çay gelir her sene, o da bize dağıtır bittikçe. Taa ki 2 yıl önceye kadar evimize kendi çayımız dışında çay girmedi. Bir gün Ofçay’ın Hazine demlik poşetlerinin reklamındaki, 1 poşetten 10 bardak çay sözleri ilgimi çekti, dur bir deneyeyim dedim. Hatta deneyim sonucumu da paylaşmıştım blogda. O kadar hoşuma gitti ki tadı, onca seneden sonra para verip çay almaya başladım. Çay tiryakisi annem bile bayıldı hatta, onlara da almaya başladım :)

Sonuçta her markanın en az 4-5 çeşit farklı çayı var, peki hepsi aynı çay yaprağından yapılıyorsa neden hepsinin lezzeti, içimi farklı diye düşünmedim değil. Meğer marifet harman ustasındaymış, fabrikadaki tüm çayların çeşitlerine göre özel olarak harmanlanması gerekiyormuş. Sanırım Ofçay’ın dökme siyah çaylarının da bu yüzden kendine özgü bir lezzeti ve harmanı var.

Bu arada ben bergamot aroması yani Earl Grey olmadan çay demlemem, azıcık da olsa içine katmam lazım. Dedim ki, öyle bir ondan bir ondan uğraşmayayım bir de Ofçay’ın bergamot aromalı çayı Şahane’yi deneyeyim. O da aynı Hazine gibi beni çok mutlu etti, yoğun demi ve hafif bergamot aromasıyla içtikçe içiriyor kendini. İnsan çaya doyuyor, çay içtiğini anlıyor J

Peki bu lezzetin arkasındaki sır nedir diye araştırırsanız, Ofçay’ın farkı her bir adımı ince eleyip sık dokumasıymış, Ofçay çayı özenle, her bir aşamasına hak ettiği emeği vererek, geleneklerinden taviz vermeden üretiyormuş. 

Geçtiğimiz gün tam da yeni aldığım Ofçay Şahane’yi içip bir yandan televizyon izlerken, Ofçay’ın reklamı çıktı. Algıda seçicilik derler ya hemen dikkat kesildim, reklamda da anlatılan; çay çok emek isteyen bir süreç, çay toplayan kadından demleyen kişiye kadar, emek verenlerden biri eksik olsa Ofçay mükemmel olmaz. İşte lezzetin arkasındaki sır da buymuş, yani diyorlar ki; #birliktemukemmeliz 

Bu arada demleyen demişken, o konuya da değinmeden geçmeyeyim. Herkesin bir çay demleme yöntemi vardır mutlaka, ben annemden öğrendiğim gibi yapıyorum. Küçük bir demlik için 2-3 yemek kaşığı dolusu çay koyuyorum, altına suyu koyup kaynayana kadar bekliyorum (bu arada çay yaprakları da alttan gelen buharla yumuşuyor) sonra kaynayan suyu yavaşça demliğe döküyorum. En az 15 dakika bekliyorum ki çay yaprakları çöksün çay demini alsın. Daha sonra ikram ediyorum. Herkes çayımın çok güzel olduğunu söylüyor. Tabii dediğim gibi çayın kalitesi de çok önemli. Bir de çayı az koyarsanız suyu çok gelirse tatsız bir şey olur. Onu zamanla zaten öğreniyorsunuz.

PRINT RECIPE

5 yorum

  1. Canım bende evde sadece kahvaltıda tüketirim ama dediğin gibi ofiste sürekli çay içiyoruz. Lezzet arıyorum ben de çayda. Annem oflu ama ofçay hiç denemedim. Bende bergamotlu severim mutlaka deneyeceğim. Ellerine sağlık

    Kocaman sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çay iyi demlenmemişse tadı kötüyse hayatta içemem. Lezzetli olacak mutlaka. Gerçekten de Ofçay'ın lezzetine bayılıyorum. Dene mutlaka. Öpüyorum

      Sil
  2. Çay sever biri olarak en çok da senin çay toplama macerani kıskandım. Sırf bu hevesimi kırmak için çay toplama turlarına çıkacağım 😄😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh Sevilim öyle keyifli o yeşilliğin içine dalmak. Çay toplamak epey zor olsa da fotoğraf çekilmek güzeldi :)

      Sil

© Özge'nin OltasıMaira Gall