Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

10 Ekim 2017 Salı


Her ay bir kitap yorumu yazıcam demiştim ama yine başarılı olamadım, o yüzden telafi etmek için, bugün 3 kitaplık bir seriden bahsedicem. Aynı anda 3 kitap birden yani :)

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları romanını ilk gördüğümde kitabın kapağına vuruldum, özellikle kalın kapak oluşu çok şık olmuş. Sonra kapak resmi ilgimi çekti. Kitabı alıp sayfaları karıştırınca, kitabın içindeki eski, tuhaf fotoğrafları gördüm. Gizemli bir şeylerden bahseden bir roman sanırım dedim. O zamanlar 3 kitaplık bir seri olduğunu bilmiyordum, hemen aldım ve okumaya başladım.

Fantastik kategorisinde yer alan bir roman, normalde ben çok fantastik roman okuyan biri değilim ama bu seriyi severek, merakla okudum. Roman kurgusunu çok sevdim. Ama herkese önereceğim bir roman değil, bu tarzı sevmiyorsanız belki sıkılabilirsiniz. Yine de çizgi dışına çıkıp, biraz farklı bir tür okuyayım derseniz, okumanızı öneririm. 

Romanın kahramanı aynı zamanda anlatıcısı Jacob büyükbabasının ona anlattığı hikayelerle büyümüş bir çocuktur. Bu hikayeler ailenin geri kalanı tarafından pek ciddiye alınmasa da Jacob büyükbabasının uzak ülkelerdeki maceralarını büyük merakla dinlemektedir. Büyükbabasının trajik ölümüyle beraber, bu gizemli hikayelerin izini sürmeye karar verir ve hikayelerde adı geçen adaya doğru yolculuğa çıkar. Orada karşılaşacağı şeylere hiç hazırlıklı olmasa da bir anda kendini bambaşka bir dünyada bulur. 

Adada dolaşırken bir geçitten geçer ve kendini başka bir zamanda bulur, 2.dünya savaşının tüm hızıyla sürdüğü yıllarda. Bu bir zaman döngüsüdür ve bu döngüde eski bir yetimhanede Bayan Peregrine ve bir çok doğaüstü gücü olan tuhaf çocuklar yaşamaktadır. Bir de gölgeler...

Daha fazla anlatmak istemiyorum tadı kaçmasın, ben çok heyecan ve merakla bir solukta okudum, ilk kitabı çok sevdim. Kitap bittiğinde aaa ama yarım kaldı diyorsunuz çünkü devamı ikinci kitap olan Gölge Şehir'de. İkinci romanı da çok severek okudum. Tabii hemen 3.kitabı da aldım, ancak son kitap "Ruhlar Kütüphanesi" birazcık zorladı beni, ilk iki kitap kadar merakla okumadım, biraz sıkıldım. Oysa baktığınızda seri içinde en ilginç ortama sahip hikayeydi, ki bir çok yorumda 3.kitabın çok sevildiğini okudum. Genel olarak sonunda iyi ki okumuşum dediğim bir seri oldu. 

Bu arada, yazar Ransom Riggs bu kitapların içindeki o eski fotoğrafları antikacılardan ve çeşitli yerlerden toplayarak bir koleksiyon oluşturmuş. Sonra bu eski fotoğrafları hikayenin içine yedirmiş, mesela bir çocuktan bahsediyor, sayfayı çeviriyorsunuz ve o tuhaf çocuğun fotoğrafı karşınızda. Ya da bir mekanı anlatıyor, onun fotoğrafı karşınıza çıkıyor. Bu da çok ilginç ve güzel olmuş. Acaba önce romanı yazmaya mı karar verdi ve bu fotoları kullandı, yoksa önce bu eski fotoğrafları topladı da üstüne roman mı yazdı diye düşünüp durdum :)

Bu seriden bahsetmişken, aa bunun filmi de var diyenler olacaktır. Ondan da bahsetmek istiyorum. Öncelikle ilk kitabı bitirdiğimde Tim Burton tarafından filminin çekildiğini okudum, süper dedim, tam da Tim Burton filmine yakışacak bir hikaye. Heyecanla beklemeye başladım, bir gün arkadaşlarla toplanmışken, ısrarımla izledik filmi. Benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. 

Tabii ki hiç bir zaman filmler kitabın önüne geçemiyor ama bu sefer kitapla alakasız bir film yapmışlar, kitaptaki üstün güçleri olan çocukları bile değiştirmişler, kitabın akışını, konuyu herşeyi alt üst etmişler. Kitabı okuyanların nefret edeceği, okumayanların da pek bir şey anlamayacağı bir film çıkmış ortaya. 

Siz de romanı okuduysanız yorumlarınızı merak ediyorum, sevdiniz mi kitabı. Ya peki filmi?

PRINT RECIPE

1 yorum

  1. Ben de filmini seyretmiştim. Bu tür konulu kitap veya film olsun tam benlik. Kitabıyla hiç alakası yok dediğine göre en kısa zamanda kitaplar okunacak demektir. Film olarak seyretmeyi de çok seviyorum ama kitaptan alınan haz bir başka oluyor. Sevgiler :)

    YanıtlaSil

© Özge'nin OltasıMaira Gall