Halide Edip Adıvar: Handan

25 Ekim 2017 Çarşamba


Okumayı söktüğüm günden beri okurum, çok okurum diyemem çünkü ayda 3-4 kitap bitirenlere ayıp olur, ama en azından sürekli olarak okuduğum bir kitap vardır elimde. Ne yazık ki, en büyük eksiğim klasiklerin çoğunu okumamış olmam. Çünkü, bir kitabı okumam için gerçekten sürükleyici olması ve ilgimi çekmesi gerekiyor. Klasikler de hep sıkıcıymış izlenimi verdiği için genelde ihmal ediyorum :) 

Dünya klasikleri bir yana, Türk klasiklerini okumam gerektiğini düşündüğüm bir dönemde, arkadaşımda Halide Edip Adıvar'ın Handan romanını gördüm, ben bunu okuyayım sana veririm dedim :) Duyduğum olumlu yorumların da etkisi oldu okumak istememde.

Roman 66 tane mektuptan oluşuyor, roman kahramanlarının birbirlerine yazdıkları mektuplar bunlar. 20.yüzyılın başlarında geçen roman, toplumsal yaşama, sosyal hayata, kadın erkek ilişkilerine ışık tutarken, mektuplar sayesinde olayları kişilerin ağzından öğreniyor, ruhsal dalgalanmalarına da yakından şahit oluyoruz.



İlk mektup Refik Cemal'in yakın arkadaşı Cemal'e yazdığı mektup, komşuları Neriman'dan bahsediyor, ona karşı hissettiği duyguları anlatıyor. İlerleyen dönemde Neriman'la evleniyorlar. Refik Cemal memleket meseleleri ile yakından ilgili, sanata, edebiyata düşkün, entelektüel sayılacak bir genç. Neriman ise  tam tersine bu gibi konularla ilgisiz, şiirden edebiyattan hoşlanmayan, felsefe konuşurken uykusu gelen biri.

Birlikte büyüdüğü ve hayranı olduğu kuzeni Handan ise Neriman'ın tam tersi öğrenmeye meraklı, sanata edebiyata ilgili, iyi bir eğitim almış genç bir hanım. Eğitimine destek olmak için evlerine gelen aynı zamanda Refik Cemal'in arkadaşı sosyalist Nazım ile aralarında bir yakınlık olsa da, Nazım'ın evlilik teklifini, aşktan ziyade siyasi davaya ortak edilmek amacıyla yapıldığını düşünerek reddeder ve sonrasında Nazım'ın ölümünden kendini sorumlu tutar.

Hüsnü Paşa ile evlenip Avrupa'ya yerleşen Handan'ın çalkantılı evliliği, ruhsal gel gitleri, Refik Cemal ve Neriman ile ilişkileri kitap boyunca derinlemesine irdelenir.

Bu şekilde anlattığımda pek bir şey anlaşılmıyor olsa da aslında gayet sürükleyici, düşündürücü bir roman aslında. Ben keyifle okudum.

Okurken sizi zorlayacak tek şey kitapta bol bol eski Türkçe kelime bulunuyor oluşu, her sayfanın altında anlamlarını buluyorsunuz. Her ne kadar, biraz zorlayıcı da olsa, benim çok hoşuma gitti bu dil, eğer tamamen sadeleştirilseydi o dönemin havasını yakalayamazdık diye düşünüyorum. O yüzden bir çok yayınevinden bir çok farklı çevirisi yayınlanmış olsa da Can yayınlarının baskısını tavsiye ederim.
PRINT RECIPE

4 yorum

  1. Türk klasiklerinden devam etmek isterseniz Reşat Nuri Güntekin kitaplarını öneririm. Bir Kadın Düşmanı başta olmak üzere, Acımak, Çalıkuşu hepsi çok güzeldir. Daha sonra da Peyami Safa'ya geçebilirsiniz, biraz daha psikolojik bir yanı olduğundan bir tık daha ağır ama yine de güzeldir. Ben de Orhan Kemal ve Yaşar Kemal okumak istiyorum ama nereden başlamam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok, yardımcı olacak birileri yazarsa çok sevinirim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler öneriler için, mutlaka dikkate alıcam. Reşat Nuri okumuştum ama çok çok eskiden, lise yıllarımda falan sanırım. Tekrar okunabilir bence :) Yardım istediğiniz konuda hiç bir fikrim yok, belki birileri okuyup yardımcı olur. Sevgiler...

      Sil
    2. Ben de acizane Refik Halid Karay'ı önereceğim. Mizahi üslubu, o sıkmayan ince ve estetik anlatımı, okurken gülümseten aynı zamanda bir miktar düşündüren denemelerini es geçmeyin derim. Okursanız bana teşekkür edeceksiniz, emin olun. Özellikle Ago Paşa'nın Hatıratı, Kirpinin Dedikleri ve Mutfak Zevkinin Son Günleri.. Çok güzel.. Bilhassa bir yemek bloggerının Mutfak Zevkinin Son Günlerini kaçırmaması gerekir. Sevgiler

      Sil
    3. Kesinlikle hemen not ediyorum, ilk fırsatta okuycam :)

      Sil

© Özge'nin OltasıMaira Gall