Azmak Nehri, Akyaka, Akbük İzlenimlerim

10 Mayıs 2018 Perşembe


Aşağıdaki yazıyı geçen yaz yazmaya başlamış ancak bir türlü tamamlayıp da yayınlayamamıştım. Sonra yaz bitince de bir anlamı kalmamıştı. Şimdi yaz tatili planları başlamadan bitirip yayınlamak istedim.

-------------------------------------------------------------
Instagram'dan takip edenler hatırlar, Temmuz sonunda Muğla'ya bir arkadaşıma gittim, 7 gün boyunca çevredeki koylarda denize girdik, tekne turu yaptık, Azmak kıyısında yemek yedik. Çok keyif aldım ve mutlaka paylaşmalıyım diye düşündüm. Bir gezi yazarı kadar iyi yazamam belki ama yine de gezdiğim gördüğüm yerleri anlatmak istiyorum. Belki o bölgeye gidenler için bir faydam olur.

Her şey Aralık ayında eşinin işi dolayısıyla Muğla'ya taşınan yakın arkadaşımın davetiyle başladı, kızlarımız aynı yaşta ve çok iyi arkadaşlar, gittiklerinden beri Gökçe sürekli Derin kardeşimi çok özledim diye sayıklıyordu. Arkadaşım, biz de sıkılıyoruz, Gökçe'yle gelin beraber gezelim, kızlar da birbirine doysun deyince biz de atladık uçağa ve hoop Muğla'ya konduk. Daha doğrusu Bodrum Milas havaalanından yaklaşık 1 saat 10 dakikalık bir otobüs yolculuğu ile Muğla'ya ulaştık. Gitmeden önce biraz endişeliydim 2 tane 4 yaş bebesi ve 2 kadın (aa 1 de kedi:) aynı evde 7 gün nasıl geçiririz derken, kızların inanılmaz uyumlu oluşu, genel olarak hiç kavga etmemeleri ile harika bir tatil geçirdik.
Fotoğraf dronebursa.com dan alınmıştır, Akyaka'yı tepeden çok güzel gösteriyor

AKYAKA

Muğla merkez genel olarak her yere yakın aslında, Marmaris, Dalyan, Bodrum 1-2 saat arası araba yolculuğuyla ulaşılabilecek mesafede. En yakın koy ise yarım saatte gidilen Akyaka (Didim Akyaka ile karışmasın lütfen:) Ve Muğla halkının da yoğun olarak tercih ettiği bir yer. Hatta akşamları yemek yemek, sahilde dolaşmak için de tercih ediliyor.  Bir yanında Azmak Nehri bir yanında Gökova Körfezi ile harika bir yer. 

Akyaka'da kalmak isteyenler için büyük bir tesis yok gördüğüm kadarıyla, internette de biraz baktım genelde pansiyonlar, küçük oteller var. Tam bir tatil beldesi. Büyük bir halk plajı var, plajın arkasında sahilde sıralanmış restoranlar, kafeler var. Şezlong şemsiye kiralaması belediye tarafından yapılıyor. 

Denizine gelirsek, tam bir çocuk dostu deniz :))) Metrelerce gitmeniz gerekiyor boyunuzu geçmesi için ki ben boyumu geçen yere ulaşamadım. Gökçe o kadar uzağa gitmeme izin vermedi, gözden kaybolmak lazımdı çünkü :) Ama çocuklar için müthiş eğlenceli bir ortam. Deniz sıcaklığı da insanı girerken ürpertmeyecek kadar ılık. Benim gibi sıcak deniz sevenler için bir cennet. Denizin içi iri taneli kumdan oluşuyor. 
En kötü tarafı, şezlongları saat 18:00 de toplamaya başlıyorlar. 18:30 gibi şezlongsuz kalıyorsunuz :)) Bizim gibi gün batımına kadar sahilde kalmayı seviyorsanız sıkıntı oluyor. Ama biz bir gece orada yemek yemeğe karar verdik, şezlonglar toplanınca sahildeki kafeler kumsala masa sandalye koyuyor, oraya yerleşip denize girmeye devam edebiliyorsunuz. Bir şeyler yiyip içtikten sonra sıkıntı olmuyor.

Akyaka'da yapabileceğiniz diğer bir şey, Azmak Nehri turlarına katılmak, gün boyunca 10 TL karşılığında Azmak Nehri boyunca gidip gelen tekneler (daha doğrusu büyükçe kayık) var. Çok keyifli oluyor, mutlaka katılmanızı tavsiye ederim. Süreye bakmadım ama 20 dk falan sürüyordur gidip gelmesi.

Biz C.tesi günü çok kalabalık olur diye sitenin havuzunda vakit geçirip, akşam yemeği için Akyaka'ya indik, Azmak nehri kenarında yan yana sıralanmış bir çok restoran var, arkadaşımın daha önce gittiği Kordon Restaurant'a gittik, levrek yedik, fırından çıktıktan sonra üzerine bir sos döküyorlarmış, çok çok lezzetliydi, mezeleri de harikaydı. Nehir kenarındaki masalarda oturunca önünüzden geçen ördeklere ekmek atabiliyorsunuz , çocuklar için çok eğlenceli oldu :))

GÖKOVA KÖRFEZİ TEKNE TURU VE SEDİR ADASI

Akyaka'ya gittiğinizde Azmak turu yapan küçük teknelerin yanında büyük tur teknelerini göreceksiniz. Bu tekneler her gün Sedir Adası ve Gökova koylarında turlar yapıyor, bol yüzme molalı çok keyifli bir tur oluyor. Kişi başı 40 TL, Sedir adasındaki sahile giriş için de Müze Kart veya Maximum kartınız yoksa 20 TL ödüyorsunuz. (Değer mi değmez mi anlatıcam:)

Öncelikle tekne seçimi önemli bana göre, çok büyük ve kalabalık bir tekne hiç tercih etmediğim bir şey, daha küçük, en fazla 6-7 masası olan, 30-35 kişi alan tekneleri tercih ediyorum. Biz hafta içi gittiğimiz için zaten daha da sakindi turlar. Diğer dikkat ettiğim konu da  mümkünse bangır bangır müzik çalmasın teknede, sakince doğanın tadını çıkarabilelim.

Çocuklarla gideceğimiz için teknelerden denize inilen merdivenleri falan da inceledikten sonra Egecan Kaptan adındaki tekneye karar verdik. Çok da memnun kaldık diyebilirim. Tam düşündüğümüz gibi, çok kalabalık olmadığı için denize giriş çıkışlarda çok rahat oldu, diğer türlü kalabalık teknelerde denize girmek çıkmak sıkıntı oluyor, sıra falan oluyor inip binmek için.
Sedir adası, Kleopatra plajı da dahil 7 kere deniz molası verdik, gayet tatmin ediciydi. 15 dk gidip yeni bir koya yanaşıyor ve yüzüyorsunuz.

Gelelim Sedir Adası'na, burası antik dönemden kalan kilise, tiyatro, agora ve antik liman ile koruma altındaki bir açıkhava müzesi aslında. Adaya tekneyle yanaştıktan sonra müze kart veya maximum kartı olanlar ücretsiz, diğerleri kişi başı 20TL karşılığında adanın arka tarafına gidebiliyor. Burada Kleopatra Plajı denilen yerde küçük bir kumsal ve harika bir deniz sizi bekliyor. Ancak ilk hayal kırıklığımızı, kumsala koruma altında olduğu için giremiyor oluşumuzla yaşadık :)))

Hiç araştırmamıştım, fotoğraflarda kumu görüp ooo süper çocuklar sever kumsalı demiştim. Kumsala basmadan kenardan denize giriş yapmışlar. Denizin içi de bu kumla kaplı olduğu için güzel aslında, ama ikinci hayal kırıklığını da denizdeki insan yığınını görünce yaşadık :))  İnanılmaz bir curcuna vardı, verdiğimiz paraya pişman olduk biraz. Yine de gitmişken görmek lazımdı. Bu arada kumsalın üst tarafında şezlonglar var, onları ücretsiz kullanabiliyorsunuz.
Sedir adasında 1,5 saat kadar mola verdikten sonra dönüş yoluna geçiyorsunuz, 1 kez de dönüşte yüzme molası verip, saat beş gibi Akyaka'ya geri dönüyorsunuz.

Mutlaka bir gününüzü tekne turuna ayırmanızı tavsiye ederim, çok keyifli oluyor.

AKBÜK

İşte asıl anlatmak istediğim kısma geldik, Akbük şimdiye kadar gördüğüm en harika denize sahip yer diyebilirim. (Burası da çok güzel şurası da çok güzel diyebilirsiniz, mutlaka çok daha iyileri vardır ama dediğim gibi ben henüz daha iyisini görmedim :)

Öyle bir deniz ki cam gibi berrak, üstelik soğuk değil ve baktığınızda mavinin 4-5 tonunu görüyorsunuz. Etrafınız dağlar ve ormanla çevrili. Öyle kuytuda kalmış cennet bir koy.

Ulaşımına gelince Muğla Merkez'den yaklaşık 1 saat sürüyor, önce Akyaka'ya geliyor, Akyaka'ya sapmadan devam ediyorsunuz, yarım saat kadar süren zorlu dağ yolunun sonunda, bu yolun sıkıntısına değdi diyeceğiniz Akbük'e varıyorsunuz. Yol neden sıkıntılı derseniz, çok virajlı, daracık gidiş geliş olan bir yol, o yüzden dikkatli ve yavaş gidebiliyorsunuz. Bir tarafınız denize inen uçurum, diğer tarafınız dağ. Ama Akyaka tarafına giderseniz mutlaka görmeniz gereken bir yer.

Gelelim sahile; Akbük'ün içinden geçen patika yolun bir tarafı deniz, tek sıra şezlonglar sıralanmış yan yana, ayağınız denize değiyor. Diğer tarafında da sıra sıra cafeler, pansiyonlar var. Hatta daha ilerde bir kaç otel, motel v.s. vardı. Biz günübirlik gittiğimiz için size önerebileceğim bir otel yok maalesef. İnternette araştırınca çıkıyor bir kaç yer. Denizi kum ve minik taşlardan oluşuyor. İlk başta sığ 2-3 metre sonra aniden derinleşiyor. Çocuklar için uygun bir deniz çünkü giriş kısmı sığ, çocuklar şezlongların dibinde denizin içinde oynamaya bayıldılar.

Biz 2 kez gittik Akbük'e, ilk gittiğimizde arabayı nereye bıraksak derken biri "gelin arkada park yeri var" diye bizi aldı götürdü, sonra çantalarımızı alıp şezlonglara taşıdı, biz şaşkın şaşkın bakıyoruz, eyvah para falan mı isteyecek diye, malum İstanbullu refleksi :))) Meğer ismi Güngör'müş bu arkadaşın, orada Bük Keyf Camping'de çalışıyormuş, burası çadır kamping yeri, bahçesinde çadırlar var, mutfak var, ağaçların altında çardaklar var, aynı zamanda deniz kıyısında 3 şezlongları var. Ama o gün geç gitmiştik şezlong kalmamıştı, yan tarafın şezlonglarını kiraladık, yanımızda bir şeyler getirmiştik pek bir şey de yemedik, buna rağmen otopark ücreti bile almadılar, sonraki sefer gidişimizde arayıp şezlong ayırttık, bize bahçede çardak altında da yer ayırmışlar, önce kahvaltı ettik sonra gün boyu biraz deniz kıyısı biraz çardakta takıldık. Ve hiçbiri için ekstra ücret almadılar. Üstelik kızlar Güngör abi diye peşinden ayrılmadılar, bir de onları eğlendirdi ekstradan :)

Beklentilerinize göre fikriniz değişebilir ama çok büyük beklentileriniz yoksa, sadece harika bir deniz ve doğa arıyorsanız buraya bayılacaksınız.

ULA GÖLETİ MİLLİ PARKI

Eğer Akyaka'da kalacaksanız 15 dk uzakta Ula Göleti Milli Parkını tavsiye ederim, burası Ula Göleti çevresinde düzenlenmiş bisiklet parkuru, yürüyüş yolları, piknik alanlarıyla tam bir mesire alanı. İçinde 2 tane tesis var. Biri tam göl kenarında, biz orada yemek yedik, etrafta gezinen ördekler kızların epey ilgisini çekti. Gölün üzerine doğru balkon şeklinde yapılmış oturma alanlarında sanki gemide gibi hissediyor insan kendini. Yemek için ya da yemek sonrası çay içmek için gidilebilecek harika bir yer.

PRINT RECIPE

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Özge'nin OltasıMaira Gall