Yeşil Peri Gecesi

15 Mart 2018 Perşembe


Bu kitaptan bahsetmeyi çok istiyorum ama bir yandan da gerçekten hakkıyla anlatamayacak olmanın endişesini yaşıyorum. Ayfer Tunç yıllardır bir şekilde önüme çıkan yazarlardan biriydi, hep övgüyle bahsediliyordu arkadaşlarım ve takip ettiğim bloggerlar tarafından. Nedense hep okunacaklar listesine alıp bir türlü okuyamamıştım. Kindle sağolsun, aklıma geldiği anda bir şekilde kitaba ulaşıp, anında okumaya başlayabiliyor olmanın rahatlığıyla, geçenlerde başlayıverdim Yeşil Peri Gecesi'ne.

Evet okuduğum ilk Ayfer Tunç romanıydı ama yazara hayran olmama yetti de arttı bile. Öncelikle romanın kurgusuna hayran oldum, hayatımda epey bir roman okumuşluğum vardır ama böylesine bir kurgu hiç görmedim. Nasıl mı? Şöyle; aslında romanı bir kişinin ağzından dinliyoruz ama zaman doğrusal şekilde ilerlemiyor, anlatırken bir 80 lere gidiyor, oradan şimdiki zamana, sonra araya ne zamana ait bilmediğimiz bir anı giriyor, atlamalı zıplamalı bir anlatım ama nasıl oluyorsa asla kafanız karışmıyor, konu dağılmıyor, en ufak bir karışıklık olmadan sonunda tüm süreci gayet net anlamış oluyorsunuz. Okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız :)

Edebi olarak o kadar güzel bir tat bırakıyor ki, sonrasında okuyacağım romanlar biraz tatsız kalacak gibi hissediyorum. Bazı kısımlarda 1 paragraflık upuzun cümleler var ama asla sıkıcı değil. Aksine elinizden bırakmak istemiyorsunuz, gayet akıcı.


Konusundan hiç bahsetmek istemiyorum, ben hiç bilmeden okudum, hatta adı çok anlamsız gelmişti perili merili ne garip demiştim, onun da ne olduğunu kitapla aynı isimli bölümde anlıyorsunuz ve bir anda anlam kazanıyor :)

Ama ismine aldanıp öyle romantik bir kitap sanmayın, insanı karnına yumruk yemişten beter eden, sarsıcı, iç parçalayıcı bir roman bu. Toplumun iki yüzlülüğünü, çürümüşlüğünü insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor. Bazen isyan ediyorsunuz, roman bu diyerek geçmek istiyorsunuz ama aslında biliyorsunuz ki böyle yüzlerce dram yaşanıyor ülkenin her yerinde. 

Dram kaldıramam şimdi diyerek okumaktan vazgeçmeyin, mutlaka okuyun. Ayfer Tunç'a hayran olup diğer romanlarını da okumak isteyeceksiniz.

Bu arada aslında Yeşil Peri Gecesi, Kapak Kızı romanından sonra çıkmış ve Kapak Kızı'nda yan karakter olan Şebnem'in kendi ağzından dinlediğimiz hayat hikayesi. Eğer okuyacaksanız Kapak Kızı ile başlayabilirsiniz, ben öyle yapmadım ama sanki o şekilde daha iyi olabilirdi. Yine de en kısa zamanda Kapak Kızı'nı da okuyacağım.

Ayfer Tunç bir röportajında sorulan "Yeşil Peri Gecesi, Kapak Kızı'nı tamamlıyor mu?" sorusuna şöyle cevap vermiş;

"Tamamlamaktan çok, Kapak Kızı’nın elini korkak alıştırıp yapamadığını yapmak istiyor diyelim. Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi’ni doğuran romandır. Kapak Kızı’nda Ersin ve Selda’nın okura anlattığı Şebnem, YeşilPeri Gecesi’nde söz alıyor ve çok ağır konuşuyor. Bunlar hem tekil okunabilen hem birbirini bütünleyen iki roman. Ama Kapak Kızı’nda fazla sakin ve hatta çekingence ele aldığım, pek de derinleştirmediğim meseleler Yeşil Peri Gecesi’nde derinleşiyor hatta yarmaya, deşmeye dönüşüyor. Teşbihte hata olmazsa eğer, meseleye daha dar bir perspektiften, daha acemice ve nahif bakan Kapak Kızı alçak sesle ‘ortada bir hastalık var galiba’ diyordu, öfkeli ve yüksek sesli Yeşil PeriGecesi ise buna ölümcül çürüme diye teşhis koyuyor."
PRINT RECIPE

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Özge'nin OltasıMaira Gall