Top Social

"Çanta içi düzenleyici" kadınlar için hayat kurtarıcı

9/29/2011
Cep telefonu çaldığında elini çantasına atıp 2 sn.de telefonunu bulan kadın var mıdır acaba, ya da anahtarını bulmak için kapı önünde çantayı boşaltmak zorunda kalmamış kadın. Varsa bile ben onlardan biri değilim maalesef. 

Peki işe giderken kahverengi giymeye karar verip, son anda siyah çantadaki her şeyi kahverengi çantaya geçirmek zorunda kaldınız mı. Bir keresinde anahtarımı aktarmayı unutup kapıda kalmıştım.


Geçen gün tüm bu sorunlarıma çözüm olacak bir ürün buldum. (Biraz reklam gibi oldu ama ilgili üründen herhangi bir kazancım yok:)

Kısa Kısa...

9/26/2011

Elif Şafak'ın son romanı İskender'i bitirdim. Daha önce "Baba ve Piç" ile "Aşk"'ı okuyup ikisine de hayran kalmıştım, bu romanı için aynı hayranlığı duymamakla birlikte kötü olduğunu  da söyleyemem. Diğer kitapları gibi değişik bir kurgusu var ve insanı sürüklüyor. Yalnız İskender'in mektuplarının olduğu bölümlerde yazı karakterinden dolayı okumakta ciddi zorluklar yaşadım, ve bir an önce okuyup geçmek için sindiremeden hızlı hızlı okudum. Bence çok kötü bir seçim olmuş. Keza kitap kapağı da oldukça gereksiz ve itici (Elif Şafak'ın kitabın kahramanı İskender kılığına girmesi). Yine de Elif Şafak seven biri olarak okuduğum için pişman değilim


English Home; Daha önce vitrinine hayranlıkla bakmışlığım vardı ama nedense içeri girip gezmemiştim. Sebebi ev tekstiline olan düşkünlüğüm ve kendimi tutamayıp mutlaka bişeyler almak isteyeceğimi bildiğim için masraftan kaçınmam olabilir. Üstelik ben içerdeki ürünleri ciddi pahalı sanıyordum, hafta sonu bir arkadaşıma ev hediyesi ararken bir girip bakayım dedim ve bendeki yüksek fiyat algısının tamamen yanlış olduğunu anladım. Gayet normal fiyatlarda çok kaliteli ürünler var. Nevresim takımları, yastık kılıfları, battaniyeler, havlular, lavanta torbaları v.s. Bundan sonra daha sık uğrayacağım kesin.


Via/Port Avm; Uzun zamandır gitmek istediğim bir alışveriş merkeziydi. Anadolu yakasında oturmamıza rağmen bize epey uzak kalıyor, "sonuçta avm işte ne fark eder oraya da gitmeyelim" diye düşünmüştük. Hata etmişiz. Pazar günü bir anda aklıma geldi, "hadi Viaport'a gidelim değişik bir avm gezeriz" dedim eşime, atladık gittik. Öncelikle açıkhava olması çok hoş, sanki bir tatil kasabasının çarşısında geziyor hissi yarattı bizde, sonra göl kenarında (daha doğrusu göl havasında havuz) oturup yemek yemek çok keyifli, biraz eğlence isteyenler için harika bir lunaparkı var, ya da ata binmek isteyenler için ufak bir at gezinti parkuru, karting pisti, küçük bir hayvanat bahçesi v.s. Açıkçası herkesin zevk alacağı ve vakit geçirebileceği aktiviteler mevcut. Üstelik mağaza çeşitliliği de epey bol, çoğu avm'de istediği markayı bulamıyor insan burada öyle bir sorun yok. Biz biraz geç gitmiştik, başka bir gün daha erken gidip uzun uzun gezmeye karar verdik.
  

Behzat Ç. - Haksızlığa Karşı Olanların Kahramanı

9/20/2011

Çılgınlar gibi dizi takip eden kitleden değilim, hem dizilere ayıracak o kadar çok vaktim yok hem de  aşırı dram, gözyaşı, alavere dalavere bana fazla geliyor, içim daralıyor. Ben tercihimi DVD'de film izlemekten yana kullanıyorum.


Amaaa onca dizi curcunası arasında Behzat Ç. var, ki bir istisna benim için.

İlk kez, dizinin fragmanları TV'de dönmeye başlayınca dikkatimi çekmişti. İşte farklı bişey geliyor galiba demiştim. Bir de Erdal Beşikçioğlu olunca kesin bir göz atarım diye düşünmüştüm. (daha sonra Ekşisözlük'ten öğrendim ki aslında Emrah Serbes'in polisiye kitaplarından uyarlanan bir diziymiş ve Behzat Ç. halihazırda kitapları okuyanlar arasında zaten fenomen haline gelmiş)

Geçip Giden Yaz ve Fotoğraf Hakkında Bir Kitap...

9/18/2011
Şile'nin bir köyünde sahilde...
Bu aralar biraz depresif bir ruh hali içindeyim, tek sorumlusu yavaş yavaş bitmekte olan yaz. Maalesef doyamadım yaza hem geç geldi hem de erkenden gidiyor. Ben zaten kış boyunca yaz ne zaman gelecek diye sayıklayan biriyim, dolayısıyla isyan ediyorum bu duruma.

Eğer güneyde yaşıyorsanız, sizin için bu yazdıklarım anlamsız gelebilir, ben İstanbul'da yaşıyorum ve maalesef artık havalar denize giremeyecek kadar rüzgarlı.

Önceki yazılarımda okuduysanız bayram tatilini de Karadeniz gezisiyle değerlendirdik. Ve ben bu yaz tatile çıkamadım. (benim için tatil=deniz kum güneş olduğu için Karadeniz gezisi tatilden sayılmıyor, görmek istediğim bir yerdi gittim gördüm o kadar) Bu kış benim için çoook zor geçecek.

Aslında yazmak istediklerim tamamen başkaydı birden kendimi içimi dökerken buldum, verdiğim rahatsızlıktan dolayı üzgünüm. Fotoğrafları karıştırırken üstteki fotoyu buldum ve size bir kitap önermek istedim. Amacım buydu.

Kremalı Mantarlı Tavuk Yemeği

9/13/2011
Tatil dönüşü iş yoğunluğundan dolayı bir süredir yeni bir yazı yayınlayamadım, aslında yazacak bir konu bulmakta zorlandığımı itiraf etmeliyim. 

Bazen bir çok şey üst üste geliyor hangini önce yazsam şaşırıyorum, bazen de yazacak hiçbir şey bulamıyorum. Ben de en iyisi bir yemek tarifi vereyim dedim. Daha önceden fotoğrafladığım bir kaç şey vardı, bugün kendi uydurduğum (böyle demek biraz garip oldu ama) çok lezzetli bir yemekten bahsedicem.

Hey Gidi Karadeniz...

9/06/2011
Bayramdan önce gönderdiğim yazıda Bayram tatili için Doğu Karadeniz'e gideceğimizden bahsetmiştim, neler yaşadığımızı anlatmamak olmaz di mi;

ayder2
Ayder Yaylasında eski bir yayla evi...
Çok sıkıntılı ve yorucu başlayan ama sonrasında o yorgunluğa değen bir tatil oldu bizim için. Şöyle ki; Cumartesi sabah 5'te yola çıktık ki trafiğe yakalanmadan biraz yol kat edelim diye, maalesef Türkiye'nin geri kalanı da bizim gibi düşünmüş olacak, 18 saatte Samsun'a varabildik ancak, normal şartlarda bu kadar saatte Gürcistan'a bile ulaşmak mümkün. Kabus gibiydi resmen, dolayısıyla bir şey öğrendik (geç oldu azıcık ama) Bayram tatillerinde kesinlikle arabayla bir yere gidilmez. Neyse ki Samsun'da bir tanıdıkta konaklayıp ertesi gün Rize'ye doğru yola çıktık da biraz dinlenmiş olduk.