Top Social

Yeni yıl dileğim ve bir sürpriz...

12/30/2011

Mayıs ayında yazmaya başladığımdan beri bloguma uğrayan, okuyan, yorum yazan herkese çok teşekkür ediyorum, sizin için bir de sürpriz hazırladım, umarım beğenirsiniz  :)
(Aşağıdaki video açılmıyorsa bir de şunu deneyin)

Körili ve Hindistancevizli Karides Güveç

12/27/2011

Yılbaşına sayılı gün kalmışken, değişik ve lezzetli bişeyler yapmak isteyenler için hemen bu tarifi eklemek istedim.

Şu yazıda katıldığım İglo Pratik Lezzetler etkinliğinden bahsetmiştim, bu tarifi de orada yaptık ve afiyetle yedik. Ben hayatta karides ağzıma sürmezken sosun cazibesine kapılıp karidesleri yedim :) Düşünün ne kadar lezzetliydi.

Bir de İglo karideslerinin doğal olduğunu ve bazı markaların yaptığı gibi fosfat ve su yardımı ile şişirilmediğini de belirtmek isterim. Dolayısıyla piştikten sonra su kaybedip küçücük kalmıyorlar. 

Hemen nasıl yapıldığına geçiyorum, tarifteki ölçüler 4 kişiliktir.

Uzakdoğu Soslu Sebze Yatağında İglo Ege Çipurası

12/25/2011
Bir önceki yazımda İglo ile pratik lezzetler etkinliğine katıldığımızdan ve çok leziz yemekler yaptığımızdan bahsetmiştim. Denediğimiz tarifleri de en kısa zamanda sizlerle paylaşacağımı yazmıştım. İşte ilk olarak Sebze yatağında çipurayı anlatmaya başlıyorum.

Şunu da söylemeden geçemiycem ben hayatımda bu kadar lezzetli çipura yemedim. Mutlaka denemenizi öneriyorum.

EKS Mutfak Akademisi'nde İglo ile Pratik Lezzetler

12/22/2011
Geçtiğimiz pazartesi günü harika bir etkinliğe davetliydim. Sevgili Tijen Aktay tarım ekonomisi mezunu ve 3 yıldır İglo markasının yemek danışmanlığını yapıyor, her ay EKS Mutfak Akademisinde bloggerlara yönelik bir yemek etkinliği düzenliyor ve İglo ürünleri ile pratik tarifler yapıyorlar. Hem keyifli zaman geçirip hem de ürünleri bizzat deneme şansınız oluyor. Ben de bu etkinliğin 25.sine katılmış bulunuyorum.

Etkinlik daveti aldığım günden beri heyecanla bekliyordum, iş çıkışı yarım saat önceden EKS'ye gittim, üst kata çıktığımda Tijen Hanım güleryüzüyle beni karşıladı. "Nursen'in Hobileri" blogunun sahibi Nurşen Hanım da erken gelmiş sohbet ediyorlardı.  İnsan hiç tanımadığı bir ortama girip daha önce tanışmadığı kişilerle buluşacaksa biraz çekiniyor açıkçası, ben de o durumdaydım, ama hem Tijen Hanım hem Nurşen Hanım o kadar sıcaktılar ki bir anda uzun zamandır tanışıyor gibi hissettim ve hemen kahvelerimizi alıp sohbete başladık. O sırada "Kuzinede Kızaran Ekmek" blogunun sahibi Aylin Hanım da aramıza katıldı ve biz yemek tarifleri ve bloglarımız hakkında konuşmaya daldık, bir süre sonra bizi mutfağa davet eden sesle kendimize gelip neden orada olduğumuzu hatırladık :)

Son dönem izlediğim filmler hakkında

Son dönem izlediğim filmlerle ilgili yazamadım bir türlü. Aslında biri hariç çok kayda değer filmler değildi, yine de kısa kısa anlatıcam.

Serseri Mayınlar (Mine Vaganti)
İşte kayda değer dediğim film buydu, önce ondan bahsetmek istedim. Ben Ferzan Özpetek filmlerinin tümünü izlemiş değilim dolayısıyla bir çok yorumda olduğu gibi tam bir Ferzan filmi, müzikler görüntüler falan diye giremiycem konuya. Ama öyle bir film ki genel olarak dramatik bir yanı da olsa bolca komedi içeren, neşeli kıpır kıpır sahneler, muhteşem müzikleriyle beni büyüledi, Lecce sokaklarında dolaştım sanki film boyunca ve o bir yandan tutucu ama kendi içinde çılgın aileyi çok sevdim. 

Kısaca konusu şöyle: Cantones ailesi 40 yıldır makarna üretimi yapan köklü, tanınan bir aile. En küçük oğulları Tommaso bir tatil için ünv.okuduğu Roma'dan ailesinin yanına gelir, akşam yemeğinde her şeyi göze alıp ailesine gay olduğunu açıklamaktır niyeti ve fakat abisi ondan önce davranır, babası hastanelik olur, tabii Tommaso bişey söyleyemez, babası abisini kovunca makarna işi de Tommaso'ya kalır. 

Sonrasında gelişen olaylar hem eğlenceli hem de kendi içinde dramatik. Filmin müzikleri baştan sona mükemmel, ama en güzeli filmin sonunda Sezen Aksu'dan dinlediğimiz "Kutlama" şarkısıydı. Ben soundtrackini aldım sürekli dinliyorum. Kısacası herşeyiyle harika bir filmdi.


Peynirli Kabak Sandal

12/18/2011

peynirli kabak sandal
Biz genel olarak sebze sever bir aileyiz, hemen her sebzeyi yeriz ama bazı sebzeleri sadece belirli şekillerde severiz. Şöyle ki; kerevizi sadece yoğurtlu cevizli salata şeklinde, brokoliyi sadece çorba olarak ve karnabaharı  fırında graten olarak yeriz. 

Kabak konusunda da durumumuz böyle, kızartmayı saymazsak kabağı bayılarak yediğimiz tek tarif var o da peynirli kabak sandal.

Yapması çok pratik, işten eve gelince hemen yapabileceğim yemekleri her şeyden çok seviyorum, bu da onlardan biri.

Nasıl yapıldığına gelince:

"Maretti Bruschette" Sen Ne Leziz Şeysin Öyle...

12/14/2011
Siz de benim gibi akşamüstü acıkıp atıştırmalık bir şeyler arayanlardansanız süper bir tavsiyem var size.

Ben, iş yerinde öğlen 12 gibi yemek yiyince akşamüstü mutlaka acıkıyorum. Bisküvi, gofret tarzı şeylerden hoşlanmadığım için şöyle grisini gibi tok tutacak ama aynı zamanda da yemesi zevkli bir şeyler ararım sürekli.

Dedemin İnsanları

12/13/2011

Aylar önce, sinemada izlediğim bir filmin öncesinde tanıtım fragmanını görmüştüm ve süper bir film geliyor diye düşünmüştüm. Afişinden mi oyuncularından mı yoksa yönetmeninin Çağan Irmak oluşundan mı bilinmez herkes "Babam ve Oğlum" tarzında bir film bekliyordu. Çağan Irmak genel olarak kendini tekrarlayan bir yönetmen olmadığı için farklı birşeyler izleyeceğimizi tahmin ediyordum.

İlk vizyona girdiği hafta izlemekti niyetim ama olmayınca olmuyor, nihayet geçtiğimiz haftasonu izleyebildik. Herkes gibi biz de ağlamaya hazırlıklı olarak gitmiştik, çantamızda kağıt mendiller, akmayan rimel falan :) Neyse ki beklediğim kadar olmadı ama yine gözyaşlarıma engel olamadım tabii.

Yuppiii Meyveli Yoğurt Yaptım :)

12/09/2011

2-3 ay öncesine kadar yoğurt yapmak bana çok çok uzak bir kavramdı, ama sağolsun Tefal Yoğurtçum sayesinde gayet normal bir hale dönüştü. Tefal Yoğurtçum'a sürpriz bir şekilde nasıl sahip olduğumu şurada anlatmıştım.

Ne zamandır meyveli yoğurt yapayım diyordum da bir türlü fırsat bulamamıştım, sanki zor bişeymiş ya da hazır meyveli yoğurt kadar güzel olmazmış gibi geliyordu. Mevsim dolayısıyla taze çilek bulamadığımdan çilek reçeliyle yaptım ve süper oldu. 

Makinayla birlikte gelen 6 tane küçük cam kap vardı, onların dibine birer kaşık çilek reçeli koydum, 1 lt.süte 120 gr yoğurt, 1-2 çorba kaşığı da çilek reçeli ekleyip karıştırdım. Sonra kaplara paylaştırıp makinaya yerleştirdim. 10 saate ayarladım. Ben akşam saat 9 da yaptım ertesi gün işe gitmeden önce hazır oldu dolaba attım, akşam gelince bir tanesini yedim süper olmuştu tam istediğim gibi.

Yoğurt makinası olanlar denemek ister belki, hatta farklı tarifler denediyseniz benimle paylaşırsanız sevinirim. 



* Yazılarına yorum yapmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilemiyorum diyorsanız şurada detaylı anlatımı bulabilirsiniz.
*  Yazdığın yeni yazılar mail adresime gelsin diyorsanız şuraya mail adresinizi girin, sonrasında bir onay maili gelecek (spam'e düşebilir) o maili onayladıktan sonra işlem tamamdır.

1 Kazak 4 Stil

12/08/2011
Bir kadının gardrobunda mutlaka bulunması gereken bazı kurtarıcı kıyafetler vardır, siyah bir takım, siyah dar bir elbise, beyaz bir gömlek gibi.  Benim kış  ayları için olmazsa olmazım düz renk dar boğazlı kazaklardır.

Neden derseniz, işe giderken ceket pantolon giyicem diyelim,  içine ne giyilir: gömlek, ama ben gömlekle daralıyorum, kolumu uzatıyorum gömleğin duruşu bozuluyor, hadi tekrar düzelt pantolonun içine sok falan zor iş yani, ben kolayını buldum yazın bisiklet yaka t.shirt, kışın boğazlı kazak  giyiyorum.

Geçen gün C&A'da uygun fiyata çok hoş boğazlı kazaklar gördüm, dayanamadım 3 rengini birden aldım, siyah, acı kahve ve gri. Bu kış artık başka bişeye ihtiyacım olmaz :) Haftasonları kotun üstüne, haftaiçi işe giderken şık bir eteğin üstüne ya da ceket içine giyilebilir. Üzerine de bir fular ya da bir kolye taktık mı tamamdır. Bir taşla bir sürü kuş :)

Aşağıda bir siyah kazağı alıp dört farklı tarz oluşturdum, bu tamamen benim stilimi yansıtıyor, siz de kendinize göre farklı tarzlar yaratabilirsiniz.



Brokoli Çorbası... Düşündüğünüzden Daha Lezzetli

12/06/2011

Ben brokoliyi normalde yemem ama çorbasına bayılıyorum. Eğer siz de brokoli sevmediğiniz için çorbasını denemediyseniz, bence bir şans vermelisiniz. Daha önce yemediğinize pişman olacaksınız :)

Bir kaç farklı tarifi olmakla birlikte ben aşağıdaki şekilde yapıyorum ve gayet lezzetli oluyor. Hem de çok pratik.

Özel Günler İçin Özel Hediyeler

12/02/2011

Geçtiğimiz hafta kızkardeşim, eşinin doğumgünü için bir aile yemeği organize etti, biz de kardeş kontanjanından davetliydik. 

Kardeşim için doğumgünleri ekstra önemlidir, küçükken 1-2 ay önceden doğumgününün yaklaştığını söylemeye başlardı, sanırım unutulacak diye çok korkardı :) Kendisi sürprizleri sevdiğinden dolayı eşi için de epey sürprizler hazırlamış, hepimiz bayıldık.

Öncelikle kişiye özel hazırlattığı kurabiyelerle hem gözümüzü hem damağımızı şenlendirdi. Kurabiyelerin üzerinde "İyi ki doğdun Serdar", "Nice Yıllara", "Sen Bir Tanesin" v.s. gibi doğumgünü çocuğuna özel mesajlar vardı. O kadar sevimliydiler ki insan süs olarak saklamak istiyor. 

Evde Yapılan Pizza Gibisi Yok

11/30/2011
Haftasonları yemek yapmayı sevmiyorum. Tüm hafta hem çalışıp hem de akşam yemekle uğraştığım için haftasonu geldiğinde tek istediğim, kendime vakit ayırmak oluyor, yani tam anlamıyla tatil yapıyorum ve mutfağa pek girmiyorum. Eşimin de bu duruma bir itirazı olmadığı için genellikle dışarıda yiyoruz.

Ama geçtiğimiz Pazar bütün gün evde yayıldık, akşamüstü acıkmaya başlayınca baktım ekmek kalmamış, yemek zaten yok, dışarı çıkasımız hiç yok, aklıma geçenlerde alıp denerim diye dolaba attığım Pizza Un geldi. Zaten en sevdiğim şey, daha önce yapmadığım tarifleri denemek. Tamamdır o zaman Pizza yapıyorum dedim ve kolları sıvadım. 

Havada "Yeni Yıl" Kokusu Var...

11/27/2011




Kış ayları içinde sevdiğim tek bir ay vardır o da Aralık ayı. Çünkü yılın bu döneminde bütün vitrinler, sokaklar, her yer bir anda rengarenk, pırıltılı süslemelerle bezenir.


Çocukken de inanılmaz mutlu olurdum yılbaşı döneminde, o zamanlar annemle babam yapay bir çam ağacı almışlardı, her sene süsler, altına da hediyelerimizi koyardık. 


Artık yılbaşı gecesi çocukluktaki kadar heyecan vermiyor (ömrümüzün yavaş yavaş geçiyor olduğunu hatırlatıyor daha çok:) ama yılbaşı öncesi süslemeleri hala aynı mutluluğu ve heyecanı yaşatıyor.

Konu nereden buraya geldi derseniz, dün çok sevdiğim bir arkadaşımla alışverişe çıktık, Tepe Home'a bir girdik bir saat çıkamadık. Harika hediyelikler vardı, hepsini tek tek inceledik. Sizin için bir kaç fotoğraf çektim. Maksat bloga yeni yıl havası gelsin :)



Kışın En Güzel Yanı Renk Renk Çoraplar

11/24/2011
Not: Üstteki foto Penti'nin web sitesinden alınmıştır.
Önceki yazılarımı okuduysanız, kıştan ve soğuktan hiç hoşlanmadığımı biliyorsunuzdur. Üşümekten, üşüdüğüm için kat kat giyinmek zorunda kalmaktan nefret ediyorum. Yalnızzz kışa dair sevdiğim tek bir şey var ki o da renk renk külotlu çoraplar. Ben yaz kış, eteği ve elbiseyi pantolona tercih ettiğim için kalın külotlu çoraplar kış aylarında vazgeçilmez oluyor.

Yalancı Çerkez Tavuğu Tarifi

11/18/2011


Çerkez Tavuğu çok severek yediğim mezelerden biridir, canım teyzem çok güzel yapar bunu (Zaten lezzetli yemek yapabiliyorsam eğer, bu tamamen annem ve teyzemden aldığım genlerle ilgili olsa gerek, yoksa 30'unda mutfakla tanışmam dolayısıyla hiç şansım yoktu :)

Bu arada ben orjinal çerkez tavuğu tarifi veremiycem çünkü hiç denemedim :) Biraz kolaya kaçmak oluyor ama genellikle Yalancı Çerkez Tavuğu yapıyorum. Hatta meze olarak değil de börek çörek yanında salata niyetine ikram ediyorum ve yiyenler çok beğeniyor. Yapması çok pratik olduğu için paylaşmak istedim umarım siz de seversiniz.

Olağanüstü bir animasyon film "RANGO"

11/17/2011
Dün akşam harika bir animasyon film izledim. Aslında eşimin ısrarı olmasa belki de izlenecekler listesinde sürekli ertelenecek ve kimbilir ne zaman izlenecekti. Hala Wall-E yi izleyemedim de oradan biliyorum. (Aklıma gelmişken en kısa zamanda onu da izlesem iyi olacak)

"Rango"yu izlediniz mi diye kime sorsam "o ne ki" diye bir cevap aldım, Türkiye'de Mart.2011'de vizyona girmiş, fakat sanırım yeterli tanıtım yapılmadığı için 133 bin civarında izleyiciyle hak ettiği değeri pek görememiş. Buna karşın İMDB'de 7,4 puanla üst sıralarda yer alıyor.

Öncelikle benim fikrim, çocuklara yönelik bir animasyondan çok büyükler için bir film Rango. İçinde barındırdığı mesajların farkına vardıktan sonra daha da keyifli hale geliyor. 

Mutfağa özel sıvı sabunlar

11/11/2011
Benim en zevk aldığım şeylerden biri saatlerce market gezmektir. Incık cıncık her ürünü incelerim, üstündeki yazıları okurum, yeni çıkan ürünleri denerim. 

Özellikle ilk evlendiğim dönemde ev temizlik ürünleri reyonu benim için yeni bir dünyaydı, daha önce sürekli pas geçerdim, nasılsa annem ilgileniyordu o kısımla, ama evlenince detaylı inceler oldum en iyi ürün hangisi falan diye. Neyse yine böyle bir günde sabunlar kısmını incelerken, bu yeşil renkli sıvı sabun dikkatimi çekti. Üzerinde mutfak için yazıyordu ve eldeki kokuları giderdiğini iddia ediyordu.

10.KASIM...

11/10/2011

10.Kasım.1938 - 10.Kasım.2011 
Geçen 73 yılda ne değişti, nasıl değişti de bugün bu hale geldik. 
Tüm dünya anlamışken eşsiz bir lider olduğunu; hayatını adadığı bu ülkenin insanı büyük bir yüzsüzlükle tartışıyor yaptıklarını, devrimlerini, Türkiye'ye kattıklarını...

"Atam sen rahat uyu" diyemiyorum, biz de geceleri rahat uyuyamıyoruz artık. 


11.Kasım.1938 tarihinde çıkan gazetelerde, Atatürk için dünyanın duyduğu üzüntüyü dile getiren yazılardan bazı cümleler paylaşmak istiyorum;


İNGİLTERE
London Times: “O’nun idaresi altında Türkiye, Avrupa’nın kıymetli bir üyesi oldu.” 
Daily Telegraph:
 “Atatürk’ün inkılapları neslimizin fevkalade olayıdır.”
Daily Express: “Atatürk, Türkiye’yi hesaba katılması icap eden, kuvvetli bir memleket haline getirdi.”

ROMANYA
Universal: “Atatürk, zamanımızın en büyük devlet adamlarından biridir.”
Timpul: “Romanya, önünde hürmetle ve teveccühkar bir teessürle eğildiği bir dost kaybetmiştir.”
Romanya Gazetesi: “Büyük saygı hisleriyle Atatürk’ün hatırasını anıyoruz.”

YUNANİSTAN
Katemerini: “Her memleket, milleti zafer, vefa ve saadet yolunda ilerleten büyük adamlarına anıtlar dikecektir.”
Elefteron Vima: “O’nun adı dünya tarihinin kahramanları arasında, silinmez bir şekilde kalacaktır. Zira şahsiyeti kendi memleketinin hudutlarını aşmıştır.”
Messager Di Athens: “Çok, pek çok devrimler görüldü. Fakat hiçbiri Atatürk’ün cesaret ettiği ve muvaffak olduğu şeyi yapamadı.”
Akropolis: “Kılıcının şecaati, Atatürk’ün tek fazileti, tek şan ve şerefi değildir. O’nun barış zamanında yaptıkları, iradesinin kuvvetini ve fikirlerinin parlaklığını daha ziyade ispat etmiştir.”

Fırın Makarna; Makarnanın En Güzel Hali

11/02/2011

Çocukken en sevdiğim makarna, fırın makarnaydı aradan yıllar geçti ancak bu fikrim değişmedi.. Tek fark, eskiden annem yapardı biz yerdik şimdi ben yapıyorum eşimle birlikte yiyoruz, dolayısıyla bazen üşenip vazgeçtiğim oluyor, çünkü makarnayı suya atıp haşlamakla bitmiyor iş, beşamel sosuydu, fırınlanmasıydı falan biraz oyalayıcı. Ama sonuçta, o lezzet her şeye değiyor.


Aşağıdaki ölçüler 2 kişiliktir, en küçük boy kare borcama yapıyorum. Siz ölçüleri istediğiniz şekilde artırabilirsiniz.

Behzat Ç. ve Diğerleri

10/31/2011
Geçtiğimiz haftayı film izleyerek geçirdim diyebilirim. Dün de Behzat Ç.yi izleyerek haftayı süper bir şekilde sonlandırdım. Aşağıda filmler hakkında kısaca yorumlarımı yazıyorum.


Behzat Ç.Seni Kalbime Gömdüm. (2011)
Çok özlemişim Behzat Ç.ve ekibini, benim için bir nevi özlem gidermeydi. Bilenler bilir bu film Emrah Serbes'in "Behzat Ç. Son Hafriyat" kitabından uyarlandı yani ortada sağlam bir konu var. Dizi tuttu bir de film yapıp kaymağını yiyelim diye yapılmış bir film değil bazılarının düşündüğü gibi. Dolayısıyla diziyi izlemeyenlerin de hoşuna gidecek harika bir polisiye olmuş diye düşünüyorum. Yalnız, diziyi izlemeyenler karakterleri derinlemesine tanımadıkları için esprileri anlamama riskleri var, ki ben gülmekten öldüm diyebilirim. İnanılmaz komik diyaloglar vardı.  Behzat Ç. hayranıysanız zaten izlemişsinizdir ya da izleyeceksinizdir. Hayranı değilseniz illa ki izleyin diyemiyorum, seveceğinize garanti veremem, yine de bir şey kaybetmezsiniz, Behzat'ı tanımak için bir şans vermiş olursunuz.
The Tourist (2010)

Filmi izleyip izlememekte epey kararsızdım, internette o kadar yerin dibine sokulmuş ki, bir tane bile iyi yorum bulamadım. Yine de Johnny Depp ve Angelina Jolly hayranlığımız baskın geldi ve bir başlayalım da sıkılırsak bırakırız dedik, iyi ki de öyle demişiz. Gayet eğlenceli bir filmdi. Bir an bile sıkılmadan zevkle izledik. Eğer eğlenceli bir kaç saat geçirmek istiyorsanız romantizm, aksiyon ve komedi öğeleri içeren ve Venedik'in büyüleyici atmosferini fon olarak seçmiş bu filmi izleyebilirsiniz.

Kahvaltı için iyi bir seçenek "Pancake"

10/28/2011
Geçtiğimiz hafta Pazar günü havanın soğuk, yağışlı ve de kasvetli olmasının etkisiyle bütün gün evden çıkmadık. Akşamüstü karnımız acıkmaya başlayınca, gidip ekmek almak zor geldi, ben de pancake yapmaya karar verdim. Kahvaltıda olduğu kadar akşamüstü atıştırmalığı olarak da iyi bir alternatif bence. Biraz peynirle yiyelim, sonra pekmezle, biraz da ballı yiyelim derken o kadar çok yemişiz ki akşam yemeğine gerek kalmadı. 

Sizi bilmem ama pancake görünce benim aklıma hep Amerikan filmlerindeki mutlu aile tablosu gelir. Anne o lezzetli hamurları pişirir, çocuklar bayılarak yerler. Küçükken annem de bize krep yapardı, ama ben yine de pancake'e özenirdim :)

İnternette birçok farklı tarifi var, ben Hürriyet Pazar ekinde sevgili Arman Kırım'ın (nur içinde yatsın) verdiği tarifi kesip saklamıştım, hep bu şekilde yapıyorum ve gayet güzel oluyor.

Haftasonu yaklaşırken sizinle de paylaşmak istedim, pazar kahvaltısında değişik bir şeyler yiyelim derseniz işte size leziz bir seçenek;

Birlik olma zamanı...

10/25/2011


1 haftadır Türkiye acı üstüne acı yaşıyor. Daha 24 şehidimizin acısıyla yanarken yürekler, Van'daki depremle sarsıldık. Elim klavyeye gitmedi günlerdir, ne yazsam ne desem boş.

Söylenecek çok şey var aslında hem terörle ilgili hem de yıkılan binalar yüzünden hayatını kaybeden yüzlerce insanla ilgili, ama susuyorum.  Çünkü yıllardır terörü lanetliyoruz, tepki gösteriyoruz, isyan ediyoruz. Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz, önlem almalıyız diyoruz. Ama değişen bişey yok, biz büyük bir oyunun içinde küçük oyuncularız sadece. Birileri nasıl isterse öyle yürüyor herşey. Olan hep zavallı, suçsuz insanlara oluyor.

I SMURF IT :)

10/18/2011
Şirinler, çocukken en sevdiğim çizgi filmlerden biriydi. Hatırlıyorum da 4-5 yaşlarındayken ne zaman pikniğe gitsek ağaçların dibine dikkatlice bakmaktan kendimi alamazdım, çünkü her bölümün sonunda şöyle bir şey derdi "eğer yeterince dikkatli bakarsanız ormanda onları görebilirsiniz", bir yandan bilirdim saçma olduğunu, ama bir yandan içimden bir ses ya doğruysa derdi, kimseye çaktırmadan araştırmaya devam ederdim :)

Tiyatro Sezonunu Açtık...

10/17/2011
Benim için Ekim ayı demek tiyatro sezonunun açılması demektir, bir tanesi üç sokak ötede olmak üzere evimize yakın 2 tane İstanbul Şehir Tiyatroları sahnesi bulunduğu için fırsat buldukça yeni oyunları izlemeye çalışırız. Bir yandan da Devlet Tiyatrosu oyunlarını takip ederim, ilgimizi çeken oyun olursa kaçırmayız. 

Bu sene de Ekim ayının ilk haftası bir girip bakayım hangi oyunlar var dedim, bize yakın olan sahnede "Doğum Günü Partisi" adında bir komedi oyunu olduğunu gördüm, oyuncuları görünce daha da ilgimi çekti, Jülide Kural, Cem Davran, Özge Borak, sahnede izlemek istediğim oyunculardı. Hemen biletlerimizi aldım ve oyun gününü heyecanla beklemeye başladım. 

Tefal Yoğurtçum Workshop'ı ve İlk Yoğurt Denemem

10/15/2011
MSA'da yediğimiz tarçınlı elmalı yoğurt

Önceki hafta Tefal'den aldığım sürpriz hediyeden bahsetmiştim size ve tekrar MSA'da bir workshopa davet edildiğimden. O günden sonra heyecanla beklemeye başladım etkinlik gününün gelmesini. Ve nihayet geçen gün düştüm yola. MSA, içinde bulunmaktan çok mutlu olduğum bir yer, huzurlu bir ortam, her yerden mis gibi yemek kokularının gelmesi de bu huzura katkıda bulunuyor tabii. 

Benim gibi Boğa burcu olanlar bilirler biz yaşamak için yemeyiz yemek için yaşarız, sırf doymak için yemek bana göre değil, o yemekten zevk almalıyım her şeyden önce. Öğlen iş yerinde sevmediğim ya da o gün yemek istemediğim bir yemek varsa resmen mutsuz oluyorum, tüm neşem kaçıyor. Sırf kebap yemek için günü birlik Antep'e gidip gelebilirim o kadar yani.

Karnabahar Graten'i bir de böyle deneyin...

10/14/2011

Geçenlerde ne yemek yapsam diye düşünürken (ki yemek yapmanın en zor kısmı bence ne yapılacağına karar vermek) dolapta duran karnabahar aklıma geldi. Ben karnabaharı sadece fırında beşamel soslu olursa yiyebilirim ama bu sefer her zaman yaptığım şekilde yapmak istemedim. (Her zaman yaptığım şöyleydi: kıymalı soğanlı domatesli şekilde yemek yapar gibi pişirip sonra tepside üstüne beşamel sos döküp fırına atıyorsunuz) 

Farklı ve daha hafif bir karnabahar graten tarifi ararken internette videolu bir tarif buldum, izledim çok lezzetli gözüküyordu eve gidip hemen yaptım veee bingo; inanılmaz lezzetli bir yemek oldu, öyle böyle değil yani. Ben şahsen karnabahardan böyle bir performans beklemiyordum. Malzemeler ve yapılışı çok uzun ve zor gibi görünüyor ama yapması gayet kolay. Yalnız yaparken ay muskat yok onu koymıyım, bulyon zararlı onu da boşver derseniz benim anlattığım lezzeti bulamazsınız yavan bişey olur baştan söyliyim.

Bin Muhteşem Güneş

10/12/2011
Khaled Hosseini'nin adını ilk kez "Uçurtma Avcısı (The Kite Runner)" filmini izledikten sonra duydum. Film Afgan kökenli yazar Khaled Hosseini'nin çok satan aynı adlı ilk romanından uyarlamaymış, oldukça etkileyici, insanın midesine yumruk yemiş gibi hissettiren bir filmdi. Uzun süre etkisinden çıkamadığımı hatırlıyorum. 

"Bin Muhteşem Güneş" de yine aynı yazarın çok konuşulan ve sevilen romanı. Geçtiğimiz hafta elimden bırakmadan okudum diyebilirim.

Kitabı okumadan önce, Afganistan'ın bende yaptığı çağrışımlar ikiz kulelerdi, Talibandı, Bin Ladindi, bombalardı ama insanlar değildi, kadınların çektiği sıkıntılar değildi. Kitapta, Afganistan'ın 70'li yıllarından başlayarak günümüze kadar gelen tarihi boyunca, birbirinden çok farklı şekilde yetişmiş iki kadının Meryem ve Leyla'nın hayatlarına tanık oluyoruz. Bir şekilde kesişen hayatlarına... Sovyet işgalini yaşıyoruz, siyasi oyunları,  yoklukları, evlerin üzerine düşen bombaları, ölümleri, kadınların yaşadığı eziyetleri. Taliban'ın yönetime gelmesiyle birlikte yanlarında erkek olmadan evden dışarı bile çıkamayan kadınları... 

Evlilik üzerine bir yazı...

10/11/2011
Evlilik terapistlerine göre eşleri mutluluğa götüren yolun üzerinde 4 tehlikeli viraj varmış. Birinci ve keskin viraj balayının sonunda, ikincisi 3.yılın sonundaymış, tekdüze geçen 7 yılın sonunda ise üçüncü büyük viraj varmış. Son viraj evliliğin ileri döneminde 15.yılda karşımıza çıkıyormuş. Terapistlere göre 6 çiftten 1'i bu virajlardan birini geçemiyor ve ipler kopuyormuş.

Neyse ki bugün itibariyle biz ilk iki virajı başarıyla geçmiş bulunuyoruz :)

İşte bunun şerefine Can Dündar'ın evlilik ile ilgili çok sevdiğim bir yazısını sizinle de paylaşmak istiyorum; 


EVLİLİK

Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını sevmek kolaydır. 

Mimlendim "Nasıl bir düğün hazırlığı ve töreni İstersiniz"

10/09/2011
Blog aleminde yeni olmamdan dolayı bu mim olayına biraz yabancıydım, önceki hafta Maceraperest tarafından mimlendim. Hemen araştırdım nedir bu diye, bir blogger bir konu hakkında seni mimlediğinde sen de  blogunda o konu hakkında fikrini yazıyorsun. Yani ben böyle anladım en azından.

Şimdi gelelim konumuza, diyor ki "Nasıl bir düğün hazırlığı ve tören istersiniz", Bu hazırlık ve tören olayını 3 yıl önce bizzat yaşadığım için "istersiniz" kısmı yerine gerçekleşmiş hazırlıklar hakkında bişeyler yazıcam. Maceraperest'in anlattığı sırayla anlatmaya başlıyorum: 

Film izleme çabamız ve "İncir Reçeli"

10/08/2011

Cuma günü iş yerinde tek isteğim akşam eve gidip güzel bir film izlemekti. Geçtiğimiz hafta bir türlü fırsat olmamıştı, Cuma akşamı iyi bir zamandı. Eve gittim, erkenden yemek işini halledip ne izleyelim kısmına geçtik, eşim aksiyon, ben romantik filmlere bakarken sonuçta divx arşivinde ikimizin de izlemek istediği bir film bulabildik. "Adele'nin Olağanüstü Maceraları"

Tefal Yoğurtçu Geldi Haaanımm

10/05/2011
Bugün beni çok mutlu eden bir olay oldu. Tefal ve Fikrimühim'den bir hediye aldım "Tefal Yoğurtçum". Böyle yazınca güzel olmadı en baştan anlatıcam. 

Her şey bir yaz günü Fikrimühim'den gelen davetle başladı :) MSA'da yapılacak olan Tefal Actifry ürünü workshop'ına davetliydim. (Workshop ile ilgili detaylı yazımı burada bulabilirsiniz.)

Etkinlik sonunda bize dağıtılan mektuplarda şöyle birşey diyordu; eğer workshop'ta yaşadıklarınızı ve Actifry deneyiminizi sosyal medyada paylaşırsanız aranızdan en güzel paylaşımı yapana yeni çıkacak bir ürünümüzü hediye edeceğiz.

"Çanta içi düzenleyici" kadınlar için hayat kurtarıcı

9/29/2011
Cep telefonu çaldığında elini çantasına atıp 2 sn.de telefonunu bulan kadın var mıdır acaba, ya da anahtarını bulmak için kapı önünde çantayı boşaltmak zorunda kalmamış kadın. Varsa bile ben onlardan biri değilim maalesef. 

Peki işe giderken kahverengi giymeye karar verip, son anda siyah çantadaki her şeyi kahverengi çantaya geçirmek zorunda kaldınız mı. Bir keresinde anahtarımı aktarmayı unutup kapıda kalmıştım.


Geçen gün tüm bu sorunlarıma çözüm olacak bir ürün buldum. (Biraz reklam gibi oldu ama ilgili üründen herhangi bir kazancım yok:)

Kısa Kısa...

9/26/2011

Elif Şafak'ın son romanı İskender'i bitirdim. Daha önce "Baba ve Piç" ile "Aşk"'ı okuyup ikisine de hayran kalmıştım, bu romanı için aynı hayranlığı duymamakla birlikte kötü olduğunu  da söyleyemem. Diğer kitapları gibi değişik bir kurgusu var ve insanı sürüklüyor. Yalnız İskender'in mektuplarının olduğu bölümlerde yazı karakterinden dolayı okumakta ciddi zorluklar yaşadım, ve bir an önce okuyup geçmek için sindiremeden hızlı hızlı okudum. Bence çok kötü bir seçim olmuş. Keza kitap kapağı da oldukça gereksiz ve itici (Elif Şafak'ın kitabın kahramanı İskender kılığına girmesi). Yine de Elif Şafak seven biri olarak okuduğum için pişman değilim


English Home; Daha önce vitrinine hayranlıkla bakmışlığım vardı ama nedense içeri girip gezmemiştim. Sebebi ev tekstiline olan düşkünlüğüm ve kendimi tutamayıp mutlaka bişeyler almak isteyeceğimi bildiğim için masraftan kaçınmam olabilir. Üstelik ben içerdeki ürünleri ciddi pahalı sanıyordum, hafta sonu bir arkadaşıma ev hediyesi ararken bir girip bakayım dedim ve bendeki yüksek fiyat algısının tamamen yanlış olduğunu anladım. Gayet normal fiyatlarda çok kaliteli ürünler var. Nevresim takımları, yastık kılıfları, battaniyeler, havlular, lavanta torbaları v.s. Bundan sonra daha sık uğrayacağım kesin.


Via/Port Avm; Uzun zamandır gitmek istediğim bir alışveriş merkeziydi. Anadolu yakasında oturmamıza rağmen bize epey uzak kalıyor, "sonuçta avm işte ne fark eder oraya da gitmeyelim" diye düşünmüştük. Hata etmişiz. Pazar günü bir anda aklıma geldi, "hadi Viaport'a gidelim değişik bir avm gezeriz" dedim eşime, atladık gittik. Öncelikle açıkhava olması çok hoş, sanki bir tatil kasabasının çarşısında geziyor hissi yarattı bizde, sonra göl kenarında (daha doğrusu göl havasında havuz) oturup yemek yemek çok keyifli, biraz eğlence isteyenler için harika bir lunaparkı var, ya da ata binmek isteyenler için ufak bir at gezinti parkuru, karting pisti, küçük bir hayvanat bahçesi v.s. Açıkçası herkesin zevk alacağı ve vakit geçirebileceği aktiviteler mevcut. Üstelik mağaza çeşitliliği de epey bol, çoğu avm'de istediği markayı bulamıyor insan burada öyle bir sorun yok. Biz biraz geç gitmiştik, başka bir gün daha erken gidip uzun uzun gezmeye karar verdik.
  

Behzat Ç. - Haksızlığa Karşı Olanların Kahramanı

9/20/2011

Çılgınlar gibi dizi takip eden kitleden değilim, hem dizilere ayıracak o kadar çok vaktim yok hem de  aşırı dram, gözyaşı, alavere dalavere bana fazla geliyor, içim daralıyor. Ben tercihimi DVD'de film izlemekten yana kullanıyorum.


Amaaa onca dizi curcunası arasında Behzat Ç. var, ki bir istisna benim için.

İlk kez, dizinin fragmanları TV'de dönmeye başlayınca dikkatimi çekmişti. İşte farklı bişey geliyor galiba demiştim. Bir de Erdal Beşikçioğlu olunca kesin bir göz atarım diye düşünmüştüm. (daha sonra Ekşisözlük'ten öğrendim ki aslında Emrah Serbes'in polisiye kitaplarından uyarlanan bir diziymiş ve Behzat Ç. halihazırda kitapları okuyanlar arasında zaten fenomen haline gelmiş)

Geçip Giden Yaz ve Fotoğraf Hakkında Bir Kitap...

9/18/2011
Şile'nin bir köyünde sahilde...
Bu aralar biraz depresif bir ruh hali içindeyim, tek sorumlusu yavaş yavaş bitmekte olan yaz. Maalesef doyamadım yaza hem geç geldi hem de erkenden gidiyor. Ben zaten kış boyunca yaz ne zaman gelecek diye sayıklayan biriyim, dolayısıyla isyan ediyorum bu duruma.

Eğer güneyde yaşıyorsanız, sizin için bu yazdıklarım anlamsız gelebilir, ben İstanbul'da yaşıyorum ve maalesef artık havalar denize giremeyecek kadar rüzgarlı.

Önceki yazılarımda okuduysanız bayram tatilini de Karadeniz gezisiyle değerlendirdik. Ve ben bu yaz tatile çıkamadım. (benim için tatil=deniz kum güneş olduğu için Karadeniz gezisi tatilden sayılmıyor, görmek istediğim bir yerdi gittim gördüm o kadar) Bu kış benim için çoook zor geçecek.

Aslında yazmak istediklerim tamamen başkaydı birden kendimi içimi dökerken buldum, verdiğim rahatsızlıktan dolayı üzgünüm. Fotoğrafları karıştırırken üstteki fotoyu buldum ve size bir kitap önermek istedim. Amacım buydu.

Kremalı Mantarlı Tavuk Yemeği

9/13/2011
Tatil dönüşü iş yoğunluğundan dolayı bir süredir yeni bir yazı yayınlayamadım, aslında yazacak bir konu bulmakta zorlandığımı itiraf etmeliyim. 

Bazen bir çok şey üst üste geliyor hangini önce yazsam şaşırıyorum, bazen de yazacak hiçbir şey bulamıyorum. Ben de en iyisi bir yemek tarifi vereyim dedim. Daha önceden fotoğrafladığım bir kaç şey vardı, bugün kendi uydurduğum (böyle demek biraz garip oldu ama) çok lezzetli bir yemekten bahsedicem.

Hey Gidi Karadeniz...

9/06/2011
Bayramdan önce gönderdiğim yazıda Bayram tatili için Doğu Karadeniz'e gideceğimizden bahsetmiştim, neler yaşadığımızı anlatmamak olmaz di mi;

ayder2
Ayder Yaylasında eski bir yayla evi...
Çok sıkıntılı ve yorucu başlayan ama sonrasında o yorgunluğa değen bir tatil oldu bizim için. Şöyle ki; Cumartesi sabah 5'te yola çıktık ki trafiğe yakalanmadan biraz yol kat edelim diye, maalesef Türkiye'nin geri kalanı da bizim gibi düşünmüş olacak, 18 saatte Samsun'a varabildik ancak, normal şartlarda bu kadar saatte Gürcistan'a bile ulaşmak mümkün. Kabus gibiydi resmen, dolayısıyla bir şey öğrendik (geç oldu azıcık ama) Bayram tatillerinde kesinlikle arabayla bir yere gidilmez. Neyse ki Samsun'da bir tanıdıkta konaklayıp ertesi gün Rize'ye doğru yola çıktık da biraz dinlenmiş olduk.

Uzuuunnn Bir Yol Var Önümüzde...

8/25/2011

Aslında bayramda tatile çıkmak gibi bir niyetimiz yoktu, ancak 1,5 gün izin kullanarak 10 gün tatil yapma fikri bir anda aklımızı çeldi. 

İznimi aldım ve nereye gideceğimizi düşünmeye başladık. Benim tercihim Ayvalık'tı, Ege, Akdeniz'de bir çok yeri görmüştüm ancak Ayvalık'a gitmek kısmet olmamıştı, Çanakkale üzerinden gezerek gideriz diye düşündüm. Eşim tercihini Doğu Karadeniz'den yana kullandı, "ne zamandır fırsat kolluyorduk gidebilmek için bundan iyi zaman mı olur" dedi. 

İtalyan Usulü TİRAMİSU

8/23/2011

Türkiye'de Tiramisu denince akla genellikle hazır alınan keki neskafeli suyla ıslatıp, arasına pişirilen kremayı döküp, üstüne de kakao serperek hazırlanan bir pasta gelir. Amaaa aslında İtalya'ya özgü olan Tiramisu'nun orjinal tarifi çok farklı ve bence kesinlikle çok daha lezzetli.

Ben aşağıda verdiğim tarifi iş dolayısıyla tanıştığım Paola adlı bir İtalyan'dan almıştım, ona Türkiye'de yaptığımız tarifi anlattığımda kız kalp krizi geçiriyordu, siz İtalyanların Baklava'yı tamamen farklı bir şekilde yaptığını öğrenseniz ne yapardınız :)

Neyse fazla uzatmadan anlatmaya başlıyorum:

The Way Back (Özgürlük Yolu)

8/19/2011
Bir kaç haftadır izlenecek DVD'ler arasında duruyordu, aslında hiç gönüllü değildim bu filmi izlemeye, konusunu okuyunca kesin sıkılırım demiştim, ne de olsa günlerce yollarda geçen bir hikaye vardı önümüzde. Ama elimizde daha iyi bir seçenek olmadığı için DVD'yi koyduk ve izlemeye başladık. İnanın gözümü bir an bile ayıramadım ekrandan. O kadar etkileyici, o kadar sürükleyici bir filmdi. En önemlisi de gerçek bir hikaye oluşuydu, Slavomir Rawicz'in kendi hayatını anlattığı romandan uyarlanmış.

Filmin konusu şöyle:

Ayşe Kulin'den harika bir seri...

8/16/2011
Kitap okumayı seviyorsanız, gerçek hayat hikayeleri ilginizi çekiyorsa, Osmanlı'nın son dönemi, Cumhuriyet'in ilk yılları sizde merak uyandırıyorsa veee hala Ayşe Kulin'in aşağıdakikitaplarını okumadıysanız birşeyleri kaçırıyorsunuz demektir.
      

"Veda: Esir Şehirde Bir Konak": Osmanlı'nın son döneminde maliye nazırı Ahmet Reşat Bey'in konağında başlıyor hikaye, aynı zamanda Ayşe Kulin'in büyük dedesi kendisi. 

Fırında Baharatlı Patates

8/11/2011

Kızarmış patates hepimizin vazgeçilmezi olsa da, fırında baharatlı patatesi hem daha sağlıklı olduğu için hem de daha az uğraştırıcı olduğundan dolayı tercih ediyorum.

Evde fritözüm yok, çünkü hem sağlıksız, hem çok yağ harcıyor hem de temizlemesi zor bir şey. O yüzden de tavaya yağ koyup çatır çutur patates kızartmakla uğraşmak da işime gelmiyor. Ee o zaman ne yapıyorum? Patatesleri zeytinyağı ve baharatlarla harmanlayıp fırına atıyorum :)

Üstelik, et yemeklerinin yanına da bu şekilde daha çok yakıştırıyorum. Hele ki mayonez ve yoğurtla yaptığım sosu da üstüne dökerseniz misafir sofralarının favorisi olacaktır.