Şefin Masasında Keyifli Bir Yemek Yedik

12 Haziran 2012 Salı


Önceki hafta Karaca'dan, Chef's Table Mutfak Okulu'nda yapılacak Dünya Mutfağı workshop'ı için davet aldığımda hiç tereddütsüz kabul ettim, oysaki 2 günlük şehir dışı seyahatimden Cuma sabahı dönüp işe gelecek, yol yorgunluğuna bir de iş yorgunluğu eklenecek ve Cuma iş çıkışı kimbilir ne halde olacaktım. Ama yine de koşulları zorlayıp gidecektim, çünkü Chef's Table içinde bulunmaktan keyif aldığım bir mekan, orada olmak şef Serkan Bozkurt'tan yeni tarifler öğrenmek kaçırılmayacak bir fırsat.

Chef's Table'a ikinci gidişimdi (ilki için buraya tık tık), yine bizi nefis meyve sularıyla karşıladılar, etkinlik öncesinde biraz sohbet edip, tezgahlarımızın başına geçtik.

Serkan Bozkurt'un işini keyif alarak yaptığı o kadar belli ki o enerji size de geçiyor, üstelik sadece şunu yapın, bu malzemeyi ekleyin demekle kalmıyor, çok faydalı bilgiler de veriyor, bir yandan söylediklerini kaçırmamak için can kulağıyla dinlerken bir yandan tezgahta işinizi yapıyorsunuz ve o arada yemeğiniz hazır oluyor, siz zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
Bu etkinlikte yine çok orjinal tarifler uyguladık, bunlar her yerde görebileceğiniz şeyler değil, şefin kendi tarifleri. Sırlarını kendine saklamak yerine paylaşmayı tercih ediyor.

Öncelikle Babaganuş yaptık, köz patlıcan, köz kırmızı biber, domates, maydonoz, sarımsak karıştırıp üstüne zeytinyağ, nar ekşisi ve tuz ekleyip harmanladık. Sonra Zencefilli limon sosunu hazırladık. Biraz yeşillik ve baharatla salata hazırladık. Ve de kadayıfa sarılı jumbo karides yaparak fırına attık. (Bu tarifleri ayrı bir yazıda detaylı paylaşıcam o yüzden kısaca anlattım)

Her şey hazır olduğunda Serkan Şef etkili yemek sunumuyla ilgili bir bilgilendirme yaptı, biz de buna göre dağıtılan Karaca tabaklarımıza, önce babaganuşu koyup kenarlarına salatayı ve en üste karidesi güzelce yerleştirdik. Etrafını da limon sosla süsledik. Ve hemen ardından Chef's Table'ın o muhteşem masasında yerlerimizi alıp yaptıklarımızı afiyetle yedik :)

Serkan Şef çok farklı lezzetleri bir araya getirip ortaya birbiriyle uyumlu tatlar çıkarıyor (bir önceki seferde içinde çikolatadan sarımsağa çok ilginç malzemeler olan bir salata yapmıştık mesela)



Tam gevşeyip rehavete kapılıyorduk ki Şefin sesiyle kendimize geldik, hadi tezgahların başına şimdi biraz terliycez diyordu. 

Merakla yerimizi aldık, sırada yapılmayı bekleyen risotto vardı, ben hayatımda hiç risotto yememiştim. İlk yediğim de kendi yaptığım oldu :) Yapması biraz zahmetli ve zaman alıcı ve mutlaka yapıldığı gibi taze taze yenmesi gereken bir yemek risotto, maalesef restoranların bir çoğunda sipariş verdikten sonra müşteriyi yarım saat bekletmemek için önceden hazırlanıp daha sonra kremayla ısıtılarak servis edildiği oluyormuş. Bu da lezzetinden çalıyor tabii ki.

Biz biraz terledik ama sonuçta mantarlı, pesto soslu ve parmesan peynirli nefis bir risottomuz oldu. Risotto pirinci çok nişastalı bir pirinç, o nişasta yemeğe kremalı gibi bir görünüm veriyor. Bilmesem krema diye yutturabilirlerdi bana :)


Oturup onu da afiyetle yedikten sonra lezzetli bir kapanış yapmak için son kez tezgahlarımızın başına geçtik. Bu defa sırada tahinli çikolatalı sufle vardı. Yapması sandığımdan da kolaydı. Çabucak hazırlayıp fırına attık ve 13 dk sonra sıcacık ve nefis kokularıyla sufleler önümüzdeydiler. 

Burada da yine Karaca'nın harika bir tabağı geldi önümüze, Serkan Şefin yönlendirmesiyle güzel bir sunum yaptık, yanına da frambuazlı sorbe ekledik. Ben bu tatlıya bayıldımm. Diğer tarifleri de bir ara vericem ama bundan sonraki ilk yazıda sufle tarifini vermek istedim, mutlaka deneyin, çok çok lezzetli ve yapması pratik bir tatlı.



Tatlılarımızı da yedikten sonra biraz yorgun ama fazlasıyla mutlu bir şekilde vedalaşıp bu güzel akşamı bitirdik. Nazik davetleri için Karaca Porselen'e, sabırla ve güleryüzle bizi ağırlayan Chef's Table mutfak okulu çalışanlarına ve bu müthiş lezzetleri bizimle cömertçe paylaşan Şef Serkan Bozkurt'a sonsuz teşekkürler.

NOT: Etkinlik fotolarının tümü Panasonic Lumix LX5 ile çekilmiştir. 
PRINT RECIPE

6 yorum

  1. şef serkan çok yetenekli bir aşçı. yaptığı yemekler hep orjinal hem de yapılabilecek tarifler. güzel vakit geçirmişe benziyorsun:)

    bu arada..yaptıklarınızdan eve götürebiliyor musunuz merak ettim. evde bekleyenler vardır belki:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım aynen dediğin gibi, orjinal olması yanında yapılabilir tarifler. Ki bence çok önemli. Yoksa diğer türlü öyle yiyip geçiyorsun, uğraşmak istemiyorsun. Sonra da unutuyorsun zaten.

      Eve götüremiyoruz çünkü 1 porsiyonluk yapıp yiyoruz orada :) Evde bekleyenin pek yemekle ilgisi yok :)) O yüzden sorun etmiyor :)

      Sil
  2. Ben bile okurken inanılmaz zevk aldım. Orada bulunmak nasıl bir duygu olduğunu tahmin bile edemiyorum. Suffle tarifini bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sufle tarifi en kısa zamanda huzurunuzda olacaklar :) Orada olmak çok keyifli gerçekten, bir gün ayarlayalım Gamze, sen, ben bir workshop'a katılalım. Çok eğlenceli olur bence.

      Sil
  3. Gercekten cok hos gorunuyor. Gercektne cok sansli olduunuzu tum ictenligimle soyleyebilirim.
    Ben Diyarbakir'da ikamet ediyorum ve bu tur olanaklari mumla ariyorum.
    Ama siten icin gercekten cok tesekkur ederim tarzin bana okadar yakin ki:)
    Bizde internetten sadece ic gecirmekle yetiniyoruz....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim beğendiğiniz için. İstanbul'da oturmak büyük avantaj tabii, ama içinde yaşayan bilir ne zorlukları olduğunu :) Yine de vazgeçemiyor insan işte.

      Sil

© Özge'nin OltasıMaira Gall