Evlilik üzerine bir yazı...

11 Ekim 2011 Salı

Evlilik terapistlerine göre eşleri mutluluğa götüren yolun üzerinde 4 tehlikeli viraj varmış. Birinci ve keskin viraj balayının sonunda, ikincisi 3.yılın sonundaymış, tekdüze geçen 7 yılın sonunda ise üçüncü büyük viraj varmış. Son viraj evliliğin ileri döneminde 15.yılda karşımıza çıkıyormuş. Terapistlere göre 6 çiftten 1'i bu virajlardan birini geçemiyor ve ipler kopuyormuş.

Neyse ki bugün itibariyle biz ilk iki virajı başarıyla geçmiş bulunuyoruz :)

İşte bunun şerefine Can Dündar'ın evlilik ile ilgili çok sevdiğim bir yazısını sizinle de paylaşmak istiyorum; 


EVLİLİK

Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını sevmek kolaydır. 
Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir. Buna katlanamayanlar zaten âşık değillerdir.

Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor diyebiliriz. Zira âşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir. Hep beraber olmak istersin. Banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir. Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün. Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin. Bin tane ayakkabısı varken bin birinciye sahip olmaktan mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin. 

Zamanla almaktan çok, bir şeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin. Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa, o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır. 

Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp "s....m böyle kuaförü" diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır. 

Evlilik; sadece aşk değildir. Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir. Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta tutamaz. 

Âşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz. Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.  

Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döktüğünde aşk biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur. O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır. Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır. 

Zafer, direnenlerin olur. 


DÜZELTME:Bu yazı yıllardır internette Can Dündar imzasıyla dolaşır, ben de burada yayınlarken araştırma gereği duymadım, gerçekten O'na mı ait diye. Ama candundar.com.tr adlı web sitesinde sahte yazılar başlığı altında kendine ait olmayan ama imzasıyla internette dolaşan yazıları yayınlamış. Maalesef bu yazı da onlardan biriymiş. Aşağıdaki şekilde bir uyarısı var. Ben de en azından bu şekilde hatamı düzeltmiş olayım.
Bu bölüm; yıllardır internette benim adım altında dolaşan, fakat aslında bana ait olmayan yazılardan oluşuyor.
Lütfen çoğaltıp dağıtmayınız...!
Dağıtanları uyarınız...!


PRINT RECIPE

12 yorum

  1. 1 sene içinde 2 arkadaşım boşandı.3.sü de boşanma kararı aldı.her boşananın yaptğını yaptılar yapmaktalar."amaan evlilik çok kötü.evlenme"..şöyle de böyle de. bu gürültü kirliliğinin içinde senin evliliğin ilham verici:) nice senelere.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Maceraperest en kolayı sanırım evliliğe kötü demek, kolay olmadığı kesin, sonuçta farklı dünyalardan iki insan aynı evde ömrünü geçirmeye başlayınca doğal olarak problemler yaşanıyor. Önemli olan problemleri aşabilecek kadar birbirini seviyor olmak. Bence evlilikte kesin kurallar ve doğrular yok herkes kendine göre bir yol buluyor, o yüzden evlilik şöyledir, böyle yapılmalıdır demek dünyanın en saçma şeyi. Herkes evliliği kötülese de insanlar yine de evlenmekten vazgeçmiyorlar. Demek ki var bir bildikleri :)

    YanıtlaSil
  3. Yazı süper.. Sizin mutluluğunuz daha süper.. Daha 5 aylık evli biri olarak ahkam kesemem. Çünkü ben ikinci paragrafta yazılan herşeyi mutlulukla ve aşkla yapıyorum. Umarım yıllarca bu böyle sürer. Doğru insan ve doğru zamansa eğer; evlilik güzel bir şey..

    YanıtlaSil
  4. Evlilik/İlişkiler konusunda beğendiğim güzel cümlelerden biriydi

    "Halıya kola döktüğünde aşk biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur"

    Bir diğer hoşuma giden tanımlama'da "insan çoğu kez hayattaki üzüntülerine, sevinçlerine, mutluluklarina,başarı ve başarısızlıklarina, hatta hayallerine birinin şahitlik etmesini istiyor. Bunları biriyle paylaşmak istiyor.

    Karşındaki kişi senin hayatının içerisinde/akişinda yer alsın istiyorsun, hemde sen karşındakinin hayat akışı içerisinde yer almak istiyorsun.

    İşte bu isteğin sonu da evlilik oluyor.İnsanlar bu yüzden evleniyor.

    YanıtlaSil
  5. @GMZ sana kesinlikle katılıyorum doğru insan ve doğru zaman çok önemli.

    @Cafein tanımlamalara bayıldım ikisine de, ben evlilik hayalleri kurmayan biriydim, eşimle tanıştığımda hayatımdaki sevinçleri ve üzüntüleri sadece onunla paylaşmak istediğimi fark ettim. Gözümü kapatıp geleceğimi hayal ettiğimde yanımda hep o vardı. Böylece, evleneceksem eğer o kişi işte bu kişidir dedim.

    Dilerim herkes hayatında olmasını istediği kişiyi bulacak kadar şanslı olabilir.

    YanıtlaSil
  6. can dündarın candundar.com tr adresinde sahte yazılar başlığı alında bu yazı var ve başındada

    ''Bu bölüm; yıllardır internette benim adım altında dolaşan, fakat aslında bana ait olmayan yazılardan oluşuyor.
    Lütfen çoğaltıp dağıtmayınız...!
    Dağıtanları uyarınız...''

    sonuçta kim yazdıysa ellerine ruhuna sağlık okudukça kendimi buldum içine..

    YanıtlaSil
  7. Sevgili zhke uyarınız için çok teşekkürler, ben de bu tarz konularda çok titiz davranır ve genellikle araştırırım yayınlamadan önce, ama bu yazı o kadar çok yerde Can Dündar adıyla karşıma çıktı ki gerçekten o mu yazmış diye araştırma gereği duymamışım :( Çok utandım şimdi. Bir düzeltme notu ekliycem yazının altına.Teşekkürler tekrar.

    YanıtlaSil
  8. mrb blogunu bu yazı vesilesi ile keşfettim, ve çok begendım okudugun kıtapları izledıgın fılmlerı anlattığın yazılar ozellıkle dıkkatımı cektı bütün blogunu gözden gecırdım cok begendım kültür konusunda epey yol katetmıssın :) yemekler kısmına da yavas yavas göz atmayı düşünüyorum ınternete gırdıgımde bakıyorum yenı bısey var mı dıe sıkı takıpcın oldum dıyebılırım:) bu yazıyı da kutlamak için yazmak istedim..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle güzel yorumlar aldikca daha bir şevkle yaziyorum. Cok tesekkurler guzel sozlerin icin. Maalesef bu siralar aileye katilan ufaklik dolayisiyla kitap ve film konulari biraz geri planda kalacak gibi :) Ama yemeklere devam. Sevgiler

      Sil
  9. Haklısın, Gökçe hanım iyi olsun da filmler geri planda kalsa da olur :) bende şu ana kadar paylaştıgın fılmleri izlemeye calısayım :) ailenle mutlu ve keyıflı gunler dılerım..

    YanıtlaSil
  10. Bosanmalardaki patlama butun dunyada var. Evlilik kurumu yeni dunya duzeni icinde cok geri ve sacma kaldi. Artik isteyen istedigi ile cinsel iliski yasayabiliyor yada birlikte de yasayabiliyor. Bir tek cocuk sorunu var ama zaten istatistiklere bakarsaniz o da pek istenmiyor eskisi gibi. Bekarligi tercih edip hic evlenmeyenlerin sayisinda patlama var dikkat ederseniz. Insanlarin yapacagi o kadar cok aktivite gezecekleri o kadar yer varki evlilik bunlarla uyusmuyor.

    YanıtlaSil
  11. en büyük sorun çocuk sahibi olmak anlaşmazlıklar o zaman su yüzüne çıkıyor. Hayatımızın ilk yarısını anne babalarımız, sonraki yarısını çocuklarımız mahfediyor :)

    YanıtlaSil

© Özge'nin OltasıMaira Gall