Top Social

Kırmızı Pazartesi

1/15/2020
Ne kadar çok okunacak kitap var ve ne kadar az zaman... Ve sürekli okumama rağmen hala ihmal ettiğim çok yazar var. Mesela Gabriel Garcia Marquez'le çok geç tanıştım. Çünkü klasiklere hep bir ön yargım var, sıkıcıdır kesin diyerek erteliyorum okumayı. Oysa ki bazen ne çok yanılıyorum. 

Kırmızı Pazartesi'yi okumaya karar vermemde, goodreads'de yapılan yorumların da etkisi oldu. Özellikle bir çok kişi klasik olmasına rağmen çok akıcı ve kolay okunan bir kitap olduğunu yazınca, ben de bir bakayım dedim. 

Büyülü gerçekçilik akımıyla bir kaç sene önce Acı Çikolata romanı sayesinde tanışmıştım, çok sevmiştim. Kolombiyalı yazar Marquez de bu akımın öncülerinden. Sırf bu yüzden bile okumalıymışım aslında.

Kırmızı Pazartesi, kurgusuyla, anlatımıyla, konusuyla kısacası her şeyiyle çok sevdiğim bir kitap oldu. İnsan sonunu bildiği kitabı zevkle nasıl okurun en güzel örneği aslında. Çünkü ilk satırlarda, romanın kahramanı Santiago Nasar'ın öleceğini biliyorsunuz. Ama nasıl ölüyor, neden ölüyor, tüm kasaba halkı öldürüleceğini bilirken nasıl oluyor da engelleyemiyor, merakla, elinizden bırakmadan okuyorsunuz. Tüm olayları nakış gibi işliyor Marquez, cinayet günü herkesin ne yaptığını, aklından geçirdiklerini zamanı gelince okuyorsunuz.

Yukarıda anlattıklarıma bakıp bir cinayet romanı olarak düşünmeyin, cinayeti temel alan toplumsal bir eleştiri aslında. Toplumun ön yargılarını, ahlak anlayışını, namus kavramını analiz ediyor bir yandan da. Kendi kültürümüze de çok benzeyen yanları var bu anlamda. İnsanların nasıl da bana dokunmayan yılan bin yaşasın kafasında olduklarını, ön yargıların insanı nasıl yönettiğini bir kez daha üzülerek görüyorsunuz.

Bu arada anlatılan olay yazar küçükken, yaşadığı kasabada (Sucre) olmuş gerçek bir olaymış. Bir kaç küçük değişiklikle hikayeyi olduğu gibi yansıtır. Bu olayı yazmayı çok istediğini bilen annesinin tek ricası hikayenin kahramanlarının anne babaları sağ olduğu sürece, hikayeyi yazmamasıdır. 1951 de olayın ardından  Marquez ve ailesi kasabadan ayrılmış da olsa, hala o kasabada yaşayan akrabaları vardır. Marquez annesine verdiği sözü tutar ve olaydan 29 yıl sonra 1980 de romanı tamamlar.

Bence Marquez okumaya başlamak için harika bir seçim, hem kısa hem akıcı. Tarzını severseniz diğer kitaplarını da okursunuz ki ben Yüzyıllık Yalnızlık'ı okumak için sabırsızlanıyorum :)

2 yorum on "Kırmızı Pazartesi"
  1. Kitap okuma listemde olmasına rağmen bende daha okuyamadım maalesef:(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım seversiniz. Çok sürükleyici bir kitap, kısa olduğu için çabucak okunuyor :)

      Sil