Bu kitaptan bahsetmeyi çok istiyorum ama bir yandan da gerçekten hakkıyla anlatamayacak olmanın endişesini yaşıyorum. Ayfer Tunç yıllardır bir şekilde önüme çıkan yazarlardan biriydi, hep övgüyle bahsediliyordu arkadaşlarım ve takip ettiğim bloggerlar tarafından. Nedense hep okunacaklar listesine alıp bir türlü okuyamamıştım. Kindle sağolsun, aklıma geldiği anda bir şekilde kitaba ulaşıp, anında okumaya başlayabiliyor olmanın rahatlığıyla, geçenlerde başlayıverdim Yeşil Peri Gecesi'ne.
Evet okuduğum ilk Ayfer Tunç romanıydı ama yazara hayran olmama yetti de arttı bile. Öncelikle romanın kurgusuna hayran oldum, hayatımda epey bir roman okumuşluğum vardır ama böylesine bir kurgu hiç görmedim. Nasıl mı? Şöyle; aslında romanı bir kişinin ağzından dinliyoruz ama zaman doğrusal şekilde ilerlemiyor, anlatırken bir 80 lere gidiyor, oradan şimdiki zamana, sonra araya ne zamana ait bilmediğimiz bir anı giriyor, atlamalı zıplamalı bir anlatım ama nasıl oluyorsa asla kafanız karışmıyor, konu dağılmıyor, en ufak bir karışıklık olmadan sonunda tüm süreci gayet net anlamış oluyorsunuz. Okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız :)
Edebi olarak o kadar güzel bir tat bırakıyor ki, sonrasında okuyacağım romanlar biraz tatsız kalacak gibi hissediyorum. Bazı kısımlarda 1 paragraflık upuzun cümleler var ama asla sıkıcı değil. Aksine elinizden bırakmak istemiyorsunuz, gayet akıcı.