Bizim evin çok sevilen atıştırmalıklarından biri waffle. Önceki yıllarda blogda 3 farklı waffle tarifi paylaşmıştım. Hepsinin farklı özellikleri vardı aslında, şuraya tıklarsanız o tariflere ulaşabilirsiniz.
Ama bu tariften sonra başka waffle tarifine ihtiyaç duymayacaksınız onu da belirtmiş olayım :) Neden derseniz az malzemeyle, şipşak hazırlayabileceğiniz bir tarif ve dışı kıtır içi yumuşacık waffle elde edeceksiniz. Pişince tel ızgara üstüne alın ki beklerken buharıyla yumuşamasın.
Kahvaltı sofralarında basit ama şık çeşitler hazırlamak hoşuma gidiyor. Son dönem en sık yaptığım şey bu peynir topları. Misafir sofralarında da ilgi uyandırıyor. Özellikle dondurma kaşığı ile koyunca çok tatlı duruyor. Instagram'da paylaşalı epey zaman olmuş, baktım bloga eklememişim hemen eksiği giderelim dedim :)
Bu tarifte özellikle kelle loru kullanmanızı tavsiye ederim. Yumuşacık, süt kokulu bir peynir. Ben arkadaşımın Bursa'daki Karaca Süt'ten getirdiği, bence alemin en lezetli kelle loru ile tanıdım bu peyniri. Her zaman oradan alamıyorum, File Market'te Harras Kelle Loru da alabilirsiniz ama birebir aynı lezzeti vermiyor. (#reklam yazıyorum sıkıntı olmasın)
Çocukluğuma dair en çok özlediğim yiyecekleri sorsanız, ilk sırada cizleme gelir. O ne ki derseniz, bizim oralarda (Lüleburgaz) mayalı akıtmaya cizleme denir. Babaannem kocaman bir tencerede hazırlar üstünü kapatırdı, biz kuzenler sabırsızlıkla beklerdik mayalanmasını. Sonrası tam bir şenlik. Kimisi üstüne şeker serpip yer, kimisi benim gibi domates peyniri karıştırıp sarar. Her şekilde çok lezzetlidir.
İstanbul'a taşındıktan sonra, Lüleburgaz'a gidişlerimizde halamlara yaptırırdık, ama onlar göz kararı yaptığı için bende tarifi yoktu. Arada aklıma gelirdi ay bir yapsam diye de nedense kısmet olmadı hiç. Belki de o özlediğim lezzeti bulamamaktan korktum kimbilir :)
Bizim evde epey yoğun bir waffle talebi var, evin en küçük üyesi tarafından :) O yüzden de blogda çeşit çeşit waffle tarifi var. Aslında yıllardır en kolay ama en lezzetli tarifi bulmak için uğraşıyordum ve sanırım artık buldum. Bundan sonra hayatıma bu tarifle devam edecek gibi görünüyorum.
Öncelikle bu tarifin en sevdiğim yanı erimiş tereyağ kullanıyoruz, oda sıcaklığına gelmesini beklemek gerekmiyor, ikincisi; benim waffle aleti biraz antika ve diğer bir kaç tarifim feci şekilde yapışıyordu, o yüzden de hiç yapmak istemiyordum, bu tarif asla ve asla yapışmadı. Üçüncüsü de yumuş yumuş değil, dışı kıtır içi yumuşak oluyor ki tam istediğim şey.
2022 yılının ilk tarifi ile karşınızdayım nihayet :) Maalesef yıla hızlı bir giriş yaptık ailecek. 2 yıldır ustalıkla kaçtığımız Covid sonunda bizim eve de uğradı. Yılbaşından 2 gün sonra Pazar sabahı Gökçe çok halsiz ve ateşle uyandı. Doğru hastaneye koştuk, influenza ve covid testleri, kan tahlili, serumlar derken, elimizde sonuçları negatif olan testler ve antibiyotikle ayrıldık.
Akşamüstü eşimde de halsizlik başladı. Ertesi gün kalktığında daha da kötü olduğunu söyleyip pcr testi için hastaneye yollandı ve akşamüstü covid pozitif olduğunu öğrendik. Böylece üçümüzün eve kapandığı 10 günlük bir dönemle yıla başladık :( Ben bu süreçte 2 kez pcr yaptırmama rağmen hep negatif çıktım ama bir iki gün bende de hafif belirtiler oldu. Neyse ki çok sorun yaşamadan atlattık, geçti gitti.
Bu tarife isim koymakta biraz zorlandım açıkçası. Çünkü poğaça denince daha puf puf yumuşak bir şey geliyor insanın aklına. Ama bu öyle değil, benim zeytinli kıtır poğaça tarifim vardı, denediyseniz işte tam da onun gibi dışı kıtır içi yumuşak oluyor. Zaten o tariften uyarladım bunu da :)
Nerden çıktı derseniz elimde havuç vardı biraz kahvaltıdan krem peynir kalmıştı, ufalanmış peynir vardı derken ben bunlarla akşamüstü çayın yanına bir şey yapayım dedim. Zeytinli tarifi de çok seviyorum, ondan uyarlamak istedim ki o kıvamda bir şey olsun. Ama unu az gelmiş, zaten epey yapışkan bir hamurdu, o yüzden yayıldılar. Sorun değil, o haliyle de muhteşem oldu.
Ayva reçeli tarifi bir süredir sıklıkla bana soruluyor, kolay bir tarifiniz var mı diye. Ben de ne yazık ki yok ama deniycem mutlaka diyorum ve bir türlü fırsat olmuyordu :) Geçenlerde markette güzel ayvalar gözüme takılınca 4 tane attım sepete, hadi bakalım bir deneyelim dedim.
Tabii öncelikle pratik ama lezzetli bir tarif bulmalıydım. Hemen biraz tarif araştırmasına giriştim. Tencerede 40 dakika falan uzun süreydi benim için :) Sonra gözüme düdüklüde reçel tarifleri ilişti. İşte dedim aradığım tam olarak bu.
Herkes kışın kilo alıp yaz başı rejimlere başlarken, ben de yazın ipin ucunu kaçırıp, biraz frene basayım dedim :) Tabii sadece kilo değil sorun, karbonhidratı daha doğrusu glutenli gıdaları abartınca hashimoto teşhisiniz de varsa biraz sıkıntı oluyor. Geçen gün yine ofise giderken simit almış çayla yerken, dedim ki şu sabah yediklerime bir alternatif bulmam lazım yoksa sonum iyi değil :)
Kasım ayından beri home office çalışıyorum, iyi yanları yanında zorlukları da çok. Özellikle evde online derse giren bir ufaklık varsa daha da zor, tam bir koşturmaca hali diyebilirim. Ve en çok darlandığım konulardan biri her sabah ne yiycem konusu. Gökçe'nin yedikleri zaten sınırlı onu bir şekilde hallediyorum da ben artık kahvaltıya dair hiç bir şeye heyecan duymaz oldum, çünkü sevdiğim her şeyi tekrar tekrar yapıp yedim aylardır :)
Bu hafta izinliydim, iş koşturmacası olmayınca biraz farklı bir şeyler yapayım kahvaltıda dedim, hem bloga da faydam olurdu :) Aklıma mini bazlama geldi. Bu arada bazlama dediğimiz tava ekmeği gibi bir şey aslında, yani bana öyle geldi en azından, tadı bildiğiniz ekmek gibi oluyor.
Geçtiğimiz gün dolabı düzenlerken baktım bir kenarda bir kase siyah zeytin kalmış. Çok sevilmediği için yenmemişti. Ben de o çok sevdiğimiz zeytinli kıtır poğaçayı yaparken kullanıyordum bu zeytini.
Yine aynı amaçla tezgaha çıkardım, sonra durdum ve başka bir şey yapsam da blog için de tarif mi çıksa acaba diye düşündüm :) Ne olabilir derken, kapya biberler gözüme takıldı ve tabii kahvaltıdan kalmış peynirler de olaya dahil olunca aklıma tuzlu kek yapmak geldi.
Sürekli evde olunca kahvaltı etmekten de sıkılıyor insan bir yerden sonra :)) Bugün farklı ne yapsam diye düşünmeye başlıyor. Ben bazen hazırlamaya üşenip, tost yapıp geçiştiriyorum. Ama genellikle domates, peynir, zeytin yanına da bir çeşit omlet yapıyorum. Güzel de bir çay demledim mi tamamdır.
Kahvaltı dediğime bakmayın, 12:00-13:00 arasına denk geliyor benimki :) Bir nevi brunch diyebiliriz. Böylece akşamüstü de kahve içip sonra aksam yemeğiyle günü 2 öğüne başlamış oluyorum. Yoksa bu kadar hareketsizlikle işimiz zor.
Home-office günleri başladığından beri, hafta içi Gökçe'ye günaydın dedikten sonra ardından şu soru geliyor, "Kahvaltıda ne yiyeceksin" :) Cevaplar sınırlı aslında, pankek, krep, patatesli omlet, haşlanmış yumurta, yağda yumurta ve tabii ki hamur kızartması. Hangisini seçeceği önemli, çünkü hazırlık yapmak gerekliyse planlamam lazım. Malum bir yandan da çalışıyorum.
Geçenlerde hamur kızartması istediğinde tabii ki mayalı hamura vaktim olmadığı için mayasız pişi yapmam gerekti. Benim daha önce verdiğim tarifim de çok güzeldi, o karbonatlı bir tarif. Bu sefer kabartma tozlu olsun dedim. Aynı tarifi kabartma tozuyla yapabilirdim, ama neden farklı bir şey denemeyeyim ki di mi :) Bu sefer sevgili @mutfaksirlari Nilay'da görüp kaydettiğim kabartma tozlu pişi tarifini denedim. Gökce de ben de bayıldık. Ölçüleri de tam 2-3 kişiye yetecek şekilde olduğu için çok hoşuma gitti.
Klasik omletlerden sıkılanlar için, bugün kendime hazırlayıp afiyetle yediğim füme etli mantarlı omleti tavsiye ederim.
Aslında omlet yapmak tarif gerektiren bir şey değil ama fikir vermek için paylaşmak istedim. Siz malzemeleri değiştirerek daha farklı tatlar elde edebilirsiniz. Füme etiniz yoksa pastırma kullanabilirsiniz mesela, o da yoksa salam da olur :)
Ama ben füme etin o isli tadını çok seviyorum. Mantarla da birbirlerine çok yakışıyorlar. Üzerine de biraz maydanoz koyup eski kaşar rendeleyince sonuç muhteşem oldu.
Çok uzun zamandır denemek istediğim bir şeydi galette. Galette de nedir diyorsanız, Fransız mutfağından tart türevi bir hamur işi diyebiliriz. Tatlısı da oluyor tuzlusu da. Ama sıklıkla karşımıza meyveli galetteler çıkıyor.
En güzel yanı tart kalıbına falan ihtiyaç yok, öyle kenarları düzgün olsun, tart kalıbına koyup üstünde ağırlıkla önceden pişireyim falan derdi de yok, hamuru açıp, malzemeyi koyup, kenarını kıvırıyorsun oluyor.
Bizim evde haftada en az 2 kez pankek pişer. Çok sevdiğimden değil, Gökçe kahvaltıda illa ki pankek ya da krep yemek istediğinden :) Ve ben o kadar bıktım ki neredeyse bir tane bile yemiyorum artık. Normalde pankek reçelle, çikolayla falan yenir, tatlıyla aram olmadığından bana pek cazip gelmiyor.
Bu haftasonu yine Gökçe'ye pankek yaparken aklıma geldi, yarısını ayırıp kendime de tuzlu pankek yaptım :) Tam benlik oldular. Yanında domates ve çayla bir güzel yedim.

Biraz farklı bir waffle tarifi vericem bugün size. Yazın başlarında sevgili Meral Kaçamer instagramda kıtır waffle tarifi paylaştığında, işte dedim tam aradığım tarif. Çünkü üzerine sos koyduğunuzda isos yüzünden yumuşayıp süngere dönmeyecek bir waffle istiyordum. Benim her zaman yaptığım tarifle de çok lezzetli oluyor ama biraz daha yumuşak bir waffle çıkıyor ortaya.
Meral paylaşınca hemen kaydettim, pandemi dönemiydi ve hepimiz evdeydik, zaten iş dışında günümüz mutfakta geçiyordu, ekmekten, pideye denemediğimiz şey kalmamıştı. Kıtır waffle da ertesi gün denendi. Benden geçer not aldı, gerçekten kıtır kıtır bir şey oldu.
Özge'nin Oltası'na hoşgeldiniz... Pratik ve sonucu garantili tarifler arıyorsanız doğru yerdesiniz. Tariflerin yanında okuduğum kitapları, izlediğim filmleri kısaca hayat denizinde oltama takılan herşeyi paylaşıyorum. Umarım siz de seversiniz.